Anasayfa
Batı, Medya, İslam PDF Yazdır E-posta
Yazar İsmail Şahin   
Perşembe, 19 Şubat 2009 23:30

Dünyamız yirminci yüzyıldan itibaren yeni bir döneme girdi. Bu döneme damgasını vuran gelişme kuşkusuz medya olmuştur. Özellikle soğuk savaş döneminde batılılar tarafından komünist ideolojiyi zayıflatmak maksadıyla bir hayli kullanıldı. Bu devirde medya gücünü ve etkinliğini giderek artırdı. Komünizmin çöküşünü medyaya bağlayanlar bile oldu.

Batının medya üzerindeki tahakkümünün artırmasıyla bir bakıma batının kültürel sınırları alabildiğince genişledi. Batı değerlerinin medya kanalıyla genişlemesine geleneksel uygarlıkların tepkisi gecikmedi. Bu geleneksel uygarlıklar içinde en uzun süreli direnci İslam uygarlığı gösterirken diğer uygarlıklar bu tepkileri uzun süre devam ettirememişler ve nihayetinde teslim olmuşlardır. Bu yüzden komünizm sonrasında dünyada iki baskın grup ortaya çıktı. Bunlardan birincisi Batının  ve  yandaşlarının oluşturduğu Batı uygarlığı diğeri  ise İslam ülkelerinin oluşturduğu İslam uygarlığı. Bu nedenle İslamiyet Batı ile çarpışacak yol üzerinde görülmektedir. Bazıları bunu iki kutup şeklinde açıklamayıp yelpazeyi geniş tutmaya çalışsa da kuşkusuz günümüzde kutbun bir ucunda Batı Medeniyeti diğer ucunda da İslam Medeniyeti yer almaktadır. Bu iki uygarlık birbirine zıt dünya görüşlerine sahiptir. Birisi; laik materyalizme,diğeri inanca dayalıdır, birisi tümüyle inancı reddetmiş diğeri onu ana rehberi yapmıştır.

Komünizm sonrası batının ana hedefi durumuna gelen İslam, bu zorlu dönemeçte çetin bir sınav vermektedir. Ya batının değerlerine boyun eğeceksin ya da direneceksin. Bu zorlu dönemeci atlatmak hiçte kolay olmayacak. Batı bu defa daha güçlü. Çünkü ellerinde tüm dünyaya anında yön verebilecek medyaları var. Belki zaman zaman dile getirildiği gibi ne Ortaçağın barutu ne ateşli silahlar tarihte Müslümanları batı medyası kadar tehdit etmemiştir. Müslümanları bu tehlikeden koruyacak güç henüz oluşmamıştır. Bütün geleneksel dinlerin değerlerine (iyilik, sevap, günah, dayanışma vb.) karşı savaş açmış olan batı medyası bu değerlerin yerine yayınlamış olduğu haber, sinema, dizi, magazin ve reklam gibi araçlar ile tüm insanlığa bireyselcilik, materyalizm, vurdumduymazlık, savurganlık gibi insan tabiatına aykırı şeyleri empoze ederek kendi benliğinden ve değerlerinden sıyrılmış tüketime dayalı müsamahakar bir cornucopia toplum oluşturma gayesinde. Bunu yapmasındaki amacı daha ekonomik düşünen bir toplum oluşturup patronlarının Pazar paylarını sınırsız genişletmek ve bu sayede dünya üzerindeki egemenliğini artırmak. Bu genişleme önündeki en büyük engel İslam olduğundan dolayı İslamı yıpratmak eski tabirle fethetmek uğraşı içindedir. Bu fethe ise bir taraftan bir fiil silah zoruyla diğer taraftan da İslam toplumlarının ana merkezi ve kilit noktası konumunda olan aile ile işe başlamıştır. Çünkü İslam toplumlarında aile bir bakıma başlangıç bir bakıma da sondur. Aileyi çözdüğünüz zaman toplumu da çözmüşsünüz demektir. Bu amaçla empoze etmeye çalıştıkları; aile kurumunu ortadan kaldırmaya yönelik gayri meşru ilişkiler, flört, bireysel özgürlük vb. gibi olguların özendirilmektedir. Diğer taraftan da  Yoğun bir şekilde yaptıkları yayınlar ve propagandalar ile  İslamı marjinalleştirmeleri, küçümsemeleri ve karikatürize etmeleri bundan dolayıdır. İslam'a dair tek güzelliğe dahi yer vermeyen Batı medyası ve onun diğer ülkelere sokulmuş kolları sürekli olarak İslam'ın kötü yüzünü göstermeye çalışarak İnsanları İslam'dan uzaklaştırmaya, soğutmaya çalışmaktadırlar. Batı medyasında İslam'a dair bir haber çıksa Müslümanlar ya üfürükçülük yapmakta ya ellerinde silahlar  batıya gövde gösterisi yapmakta ya da bayrak, kitap vb. şeyleri yakmaktadırlar.

Müslümanlar, postmodernizmin hoşgörüsünden iyimserlik ruhundan, özgürlükçü tavrından ve kendini tanıma eğiliminden hoşlanmakla birlikte, bunların ihtivalarını idrak edemeyerek içlerinde yatan ana dünya görüşüne zarar vermektedirler. Batının geldiği insani durum ortadadır çökmüş bir manevi yapının üzerine kurulmuş, zenginliği ve özgürlüğü esas alan maddeci yapı Avrupa'nın ortasında meydana gelen Bosna Kıyımına sessiz ve umursamaz kalacak kadar maneviyatını yitirebilmiştir. Japon düşünür  Takeshi Umehara'nın dile getirdiği gibi: Komünizmin ve Liberalizmin başarısızlığının yegane sebebi her ikisinin de Maneviyatı dışlamış olmalarıdır.

Cuma, 20 Şubat 2009 08:17 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Yapılan yorumlarla ilgili yasal sorumluluk yorum sahibine aittir.

Güvenlik kodu
Yenile

KÖŞE YAZARLARI

İsmail Şahin
İsmail Şahin
Ekrem Özdemir
Ekrem Özdemir
Tamer Hafif
Tamer Hafif
Mesut Doğan
Mesut Doğan
Sait Mermer
Sait Mermer
Atilla Aktaş
Atilla Aktaş
Aziz Kemal NAFİ
Aziz Kemal NAFİ