"Beni arayın yeter oğlum, bundan sonra ölüm yakın."
Zeyrek yokuşundaki isli binada çalışırken tanımıştım onu.
"Sana bir fotoğraf gönderiyorum." diye yazmış mesajında.
Bir an evvel o sıcak yatağına kavuşmak için babanın izinde eve doğru gidiyorsun.
Bir şeyin içine girilmeden nasıl yaşanırdı ki? Hayata dokunmadan, hayatla sarmaş dolaş olmadan, hayata kanmadan, nasıl hayatın tadına varılırdı ki?