| Uzak Vakitlerin Uykusu (Şiir) - Mecid SADIK |
|
|
|
|
zar tutan şahbaz yüreğimde yırtacak sesler tohumlayan mezarları yalpalayan hayatım ve benim unutulan şarkılarım ve benim kanayan bir yumruktur bakışlarım.
Desem gök benim içimde parçalanır yeryzü en ferah pencereye bende açılır, sen yüzüyle dünyayyı kirleten şehir seni ne kadar yıkasam yüzün bellidir gönlü yok çünkü savaşmaya mağdurların pencereden bakmaya yüzleri yok, bezgin bir sabah giyiliyor güneşin anlattıklarına katlanmak için dağdâr elbiseler içinde zaman geniş ihanetlere doğru ilerliyor. Bu kadar çok mu özlüyorum seni bunca zaman aç mı geziyor canım güneşi yarıp gelen sözlerin için ne gördüm ne istedim senden sevgilim. Vücudumun hürriyet yurdu doyur beni.
güç bela dünyaya sokulan bedenim, babamı öldürmeyen ölüm vardı anamın her akşam doğurduğu gurbet bacımı ellerimle sunduğum kısmetten bana dünle yarın arasında sıkışmak kaldı, dilimde ağır kavramların heybeti tenime uygun bir kapı aramaktan tenimin bütün kapıları kapandı hiçbir dilekçesi yoktu hayatımın meğer ki aşk, dönüp durmaktı benliğini her ölümde zerafet ve her hayatta kabahat saymak kendini. Yaşamak oysa ölümden kaçmak değil miydi ben bir ceza değil miydim yürümek isteyen umutlarıma?
Arkama bakmadan yürüdüğüm yollar beynimi dağıtmadan gece serilsin peşim sıra dâiyanım diri çiçeklerim yetişsin diye bütün mevsimlere haber saldım eğinimde boy veren gülbünlerimi alnımdaki güneşler yeşertecek. Uzattım dudağımı göklerin sofrasına ben ki şarap diye aylarca Mansur'un idamını içtim bu çetrefil sevinçler yetsin istedim bitsin gönlümün pası bozuk niyetler ya aklım ya aşkım beni terketsin. Görülecek ne halim varsa gördüm dinmedim, koynumda bulutlardan bir haber taşlanan benliğim sokaklarda yanarken halden anlayanın attığı gül mavi suların uyuttuğu kadınım beni her sabah aynı bekler: Huz ma safa Dağ ma keder.
o billur yatağına akmak istiyorum, ne zaman yağmur yağar ne zaman toprağı koklarım göğsümde hep o bildik esrar kokunu uzaktan, bir solukta tanırım haydi kalk haydi uyan sevgilim. Vücudumun hürriyet yurdu çağır beni.
Ve benim günbegün ağaran umutlarım sesimi nöbette tutuyorum geceleyin yüreğim çarpar gözlerim kamaşır gene çöl kumları gibi hüzünlere gizlisin. Çok zaman, saçlarımı uykuya değmedim yıldızlara hemrâh gökyüzüne sağrak kuşlukta su içen kuş sesine eriştim, -herkesin uyuduğu bir uyku vardır- ben de uykumu uykusuz görünen uykunun uyanık uykusuna verdim. Şimdi bana, bırakmayan beni nasıl anlatsam nerden başlasam ebulbeşerden kalma bu hasreti gece nereye gider, güneş kimden gelir elimde uzak vakitlerin uykusu çöl kumlarını aklıma getiren kimdir? Sonra neden bu gözlerim yanmasa bu dilim kapanmasaydı sana elbet bir sırrımı açardım yokulun varlığını aşmasaydı!... Her sabah beni aynı yerde bekleyen her sabah beni aynı kederle yokeden sevgilim. Vücudumun hürriyet yurdu dirilt beni.
Ve benim topraklanan şarkılarım yaşamak için günümü bekliyorum kendi kanımla abdest alacak yüzümde halden anlayan tebessüm aşk namazına duracağım. Ey gölgemi ruhuma kafesleyen ey canımı derdiyle süngüleyen bir döşek ser uzak vakitlerden sevgilim. Vücudumun hürriyet yurdu uyut beni.
|