| İntikam Şenliği (Şiir)- Mecid SADIK |
|
|
|
|
"Hakkını arayan adama"
Gönlünün şahidi gövdenin sahibi olsun. Yaz güneşleri duyamaz feryadını senin gürlek feryadını çünkü gölgesini tanımayan ağçalr bilemez hangi ırmak hangi gür kaynaktan çıktı. Yaban duruşlarını gözeten dünyaya geceyi gündüzden koparmaya yeminli bir yaprak örtecek kaynarca isyanlarını; senin vehimlerin kadar uzak senin uzaklığın kadar vehim intikamını.
ölmeyi öğrendin. Bugündü ölmeye hazırdın. Yarındı yeni ölümler kokladın. Aşk için beldeler koştun yüreğine yas kokulu partal şehirlerden silkinip soyunmak istedin. Bilmezdin gece neden uzun bir yol ağzıyla serilir göğsüne ve neden hayatı anlatmayan hüzün seni anlatmak için dokunur yüzüne, argıtlardan çekip çıkardığın alnın lavaş dirimiyle yediveren gözlerin körebe oynayan çocuk için yanaşmaz can yurdunu berkitmeye neden?
sana berhayat sevinçler topladım zabıtadan ve rabıtadan pusan dünyada kendine ve Allah'a yol verdiğin acılar için bir at, bir avrat, bir ırmak serinliği senin için. Birikmiş yaralarını getir şimdi çağır yzaklarda kalan sesini, başı yok bir masalda kaybettim sonu çok bir rüyada bulurum seni.
beni kendi elinle götür ayrılığa ki sana ellerin kadar yakın döneyim-
"Hakkım var" diyordun "Hakkımı arıyorum". Kara bulutlar içinde yüzümü dolaşmak akmayan sularda yönümü parçalamak öfkemi göbeğimden koparmak istiyorum. Daha ne kadar ırganmak zorundayım uzanıp öpmek için beklediğim ey bulutlar altında bahane arayan kaderim! kalbimin yaşadığı şehre varmadan daha kaç şehrin içinden geçmeliyim? Bilmeseydim ateşin heves koyduğu yürektir yürek tütmezse ateş intikam verir görmeseydim, "Doymadım işte doyamadım arkadaş" boşalsın yüreğime ne boşalacaksa varsın döşümde rahmini şiirle açsın bende korku bende ümit ve bende telaş.
işte yanılmak için yandığın yangın bilinen doğrularda gerçeği aramaktan bildiğin en güzel yalana kandın: Sen, unutulmuş bir hata kalamazsın. Baksam yine, atını eğerlenmiş görsem kaçan kısrak kokusu alsam gidişinde doğmakla sataştığın yalnızlığa benliğim aynı suya dalmakla katılsam, ummadık yağmur öğlesi kaldırımda bir şehri toplayıp giden sesini duysam; bir şehri kayıklara bindiren, bir şehri çatlayan bilepiyle yüzleştiren. Kirlenmiş bir dünya tıkandı boğazın ortasına eni konu pörsük bu masaldan arta kalan bir kadın bir aşk intikam.
adımın üstüne kapat gözlerini ki sana kabul edilmiş sabahlarda döneyim-
açmadığın bahçelerde toprağın bitsin bitsin acını dağlamayan poyrazdaki yerin. Her şenlik tenhada biter, biliyorsun biliyorsun, bir yaprak soluğunu bekliyor uçmak için.
|
|
Türkiye Devrimini Tamamladı, Evrimini Yaşıyor |
| İsmail Şahin | |
|
Eşim için evet |
| Ekrem Özdemir | |
|
Bal ve İktidar |
| Tamer Hafif | |
|
Mağara ve Keşik |
| Mesut Doğan | |
|
Mağaraya Senfoni |
| Sait Mermer | |
|
Yoksunluk |
| Atilla Aktaş | |
|
Sen, ben bir de oruç |
| Aziz Kemal NAFİ | |