| Sen Ne Güzelsin Yarabbim! |
|
|
|
| Yazar Ekrem Özdemir |
| Perşembe, 17 Aralık 2009 08:17 |
|
"Sabırla şükür, aşk ve nefret bir arada."
Ayrılık acısıyla yanan kalplerin O'na yolu düşüyor mutlaka. "Gönülden gönüle pencere vardır" ne de olsa!
Ne güzel bir dost verdin bu dertli adama! Ne derin bir dostluk doğurdun aralarında Kim kıskanmaz ki bu içtenliği Kadınla erkeğin birbirine duyduğu özlemden fazla Birbirini özleyen bu iki adam, herkesin diline düştü şehirde Halk dibini görmediği kuyuyu uçurum zanneder ya, Diş bilediler tuhaf giyinişli yabancıya, Nefretle baktılar o yoldan geçerken, Hocalar fetvaların, emirler fermanların arkasında...
"Bu ne güzel koku böyle, bu ne güzel dost!" Günler günleri kovaladıkça daha bir kapandılar yalnızlıklarına. Halk dedikoduyu artırdıkça onlar da sohbeti koyulaştırdı. Yeryüzünün bütün girift meseleleri önlerinde. Konuştuklarını duysak ikisini de doğrarız öfkemizden. İyi ki bilmiyoruz nelerden bahsettiklerini. Varsın tarih, onları bu gizemli halleriyle kabul etsin.
Güzel olan hangi zevk uzun sürmüş ki onlarınki sürsün!.. Ayırdılar iki dostu, yabancının canına kast ettiler. Bu şehirde hayat bulması ne kadar garipse Ölümü de o kadar garip oldu yabancının. Sanki bir vazife için gönderilmişti, sorumluluğunu yerine getirdi Ve vakti zamanı gelince kayıplara karıştı. Dertli adam yine dertlerine gömüldü. Ama bu sefer öyle bir çekildi ki yalnızlığına, Herkes pişman oldu onu dostundan ayırdığına. Belki de ilk defa dünyaya küsmüştü. Tam huzur bulmuşken sürgündeki hayatına, yeniden katıldı ayrılık saflarına.
Böylece geldi geçti yıllar. Bir gün çarşıdan geçerken Çekiç sesiyle başlayan bir dostluğu oldu Kısa süreliğine de olsa. Bir musıkî doğdu içine, sema'a başladı birden Yaralı kalbe küçük bir rahatlama. Bir eli bulutlara baktı, diğeri toprağa, Göklerde aldığını dağıtıyordu halka. Bir kuyumcudan olur mu diyenler şaşırdı Okuması olmayanın nasıl alim olduğuna! Bu adamın hayatında ne varsa bir muamma Kimi dost edinse can katıyor dostluğuna. Ne ki dünya, dayanmaz böyle ağır yüklere Onu da kaybetti bir zaman sonra. Derken bir talebesi dost oldu sancılarına Onun hayatına girip de onu terk etmeyen tek dostu Olacaktı hikâyenin bu kısmında. Bir düğün gibi beklediği ölümüne değin kaldı yanında.
Her beşer gibi onun da ölümü yaklaştı sonunda. Üzülmeyin, sevinin diyen filozof gibi o da haber saldı etrafına. "Sakın hüzün bulaşmasın ayrılığıma. Her insanın ardından ağlamaktır adet, Karışmasın elem benim gerçek vuslatıma. Davullar vurdurup sevinin ruhumun bedenimden ayrıldığına. Bütün sürgünler bitiyor, kavuşuyorum sultanıma."
"Bütün sevgililer bir gün terk eder, sen terk etmeyen sevgilinin peşinden koş" diyen adam, kavuştu üç günlük dünyadan gerçek saltanatına. Onun hayatı herkese ibret oldu asırlarca.
Kimi sevdiyse kaybetti bu fani dünyada. Acı çeken herkes onu da anmalı dualarında. Annesi, babası, abisi, hocası, zevcesi, Sonra dostum dediği kim varsa, Hepsi yalnız bıraktılar onu, kaderle baş başa. Şimdi hepimiz yazdığı şiirlerle sükûn buluyoruz ruhlarımıza.
"Onulmaz derdi olan beri gelsin", derdi söze başladığında, "ben bir vazife için buradayım, Yoksa ne işim var acılarla dolu bu dünyada?"
Ne güzel bir hayat yaşattın ona. "Sabırla şükür, aşk ve nefret bir arada." Ne güzel şiirler bıraktı ardı sıra, ne ibretlik hikayeler... Boş kalmadı yeri, doldu mısralarla. Yüzlerce yıldır bir çeşme gibi akıyor, Kaynağı ölümsüzlük pınarında. Ayrılık acısıyla yanan kalplerin O'na yolu düşüyor mutlaka. Gönülden gönüle pencere vardır ne de olsa! |
|
Türkiye Devrimini Tamamladı, Evrimini Yaşıyor |
| İsmail Şahin | |
|
Zavallı Şehir İnsanı! |
| Ekrem Özdemir | |
|
Beş Duyuya Ağıt |
| Tamer Hafif | |
|
Mağara ve Keşik |
| Mesut Doğan | |
|
Tenzih |
| Sait Mermer | |
|
Yoksunluk |
| Atilla Aktaş | |
|
Dostun Ölümü |
| Aziz Kemal NAFİ | |
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.