- Ayrıntılar
-
Kategori: DİVÂN-I KEBÎR'DEN
-
23 Temmuz 2011 tarihinde yayınlandı.
-
Gösterim: 8310
Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı...
- Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu dünyanın gamı var, bu dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma, bu çeşit bir şüpheye düşme.
- Benim için ağlama, yazık yazık deme; şeytanın ayranına düşer, düzenine kapılırsan yazık olur, yazık yazık demenin sırası gelir.
- Cenazemi görünce "ah ayrılık, ayrılık" demeye kalkışma; kavuşup buluşmam o zamandır benim.
- Beni kabre indirip bırakınca "elveda, elveda" deme; çünkü kabir, can topluluğunun bir perdesidir.
- Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret; Güneşe, aya batmadan ne ziyan gelir ki!
- Sana batmak görünür amma doğmaktır o; mezar hapis gibi görünür amma canın kurtuluşudur o.
- Hangi tohum yere ekildi de bitmedi; ne diye insan tohumunda da böyle bir şüpheye düşmüyorsun yani?
- Hangi kova suya salındı da dolu dolu çıkmadı; can Yusuf'u ne diye kuyudan feryat etsin?
- Bu yanda ağzını yumdun mu aç o yanda; artık senin hay-huyun mekânsızlık âleminin havalarındandır.

Kaynak: Mevlâna, Divan-ı Kebîr, Terc.: Abdülbaki Gölpınarlı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul, Cilt:3, Sayfa: 184