EV İÇİ GÜLLERİN AN'LAMINDA

Emir OSMANOĞLU

 

I

defalarca geçtik

lanetlediğimiz o evin önünden

tüylerimiz ürpermedi

hatta yüreğimiz bile sızlamadı

rüzgarın kökenlerine saldığım zehir

dönüp dolaşıp beni sinemden vurdu

işte o zaman şuramla duyumsadım

aldatılmışlığın üzerimdeki korkunç ağırlığını

o zaman işte o zaman dönüp dolaşıp

beddualar yağdırdım aldatılmışlığımın üstüne

 

II

ürkek ve ince sızılarla yerinden oynatılan

ölümcül hastaların acılarını uyuşturdum

şimdi aynı benzetmelerle

aldatılmışlığa uğramış uzuvlarımı

yani komple kendimi uyuşturuyorum

 

III

hüzün dolu sonbaharın ölmüş sarı yaprağı

ve onun kılcal damarları

hatalığım yüzüme vurur ama ben hala akıllanmadım

 

IV

mistik alemler dünyasına dalmaya hazırlanırken

önüne boyumu aşan bentler diktiler aniden

sabaha yüz vermiş gece kadınlarını

Tabula-Rasa gibi lekesiz zannederken

aldanışlığımın biletini Sen'den gafilliğime kestim

ki onlar züppelerin tavırlarını benimseyerekten

yoldan geçen züppelere hakaret yağdırıyor

pencerelerden

 

V

defalarca bataklıklara saldık

hiçbir suçu olmayan ruhumuzu bilerekten

şaşarım kendi ben'ime ve dahi sana

garezimiz nedir ki uzaktaki ütopyamıza

anlamak güç gelecek ama

anlamlandırmalıyız bu durumu

ütopyamızın selameti adına

 

VI

köklerine zehir saçtığım rüzgarın

eşiğimizden içeri savurduğu o menem tozları

beraber süpürmek için yeminler etmedik mi?

ve lakin ben hazırım bak sıvadım kolları

keşke bir resim karesi gibi dondursaydım zamanı

delil olarak yetmez miydi verdiği o söze.

 

VII

hissetmenin ne deme olduğunu

dipsiz kuyulara atıldığımda kavradım

an en küçük zaman dilimi derlerdi

işte o an o da anlamını yitirdi

içinde bulunduğum asır fersudeleşti -eskidi-

 

VIII

muasırlaşmak için feda ettik irfanımızı

dipsiz kuyuya atılan sadece ben'dim

ki şimdi o rüzgar muasırlaşamayan medeniyetimi

korkunç bir şekilde benim yanıma getirdi