Ola ki ölümü incitirim

baharlarım çiçeksiz de kalabilir

sabaha serkeşlik yaptığım

en yaramaz bir vakitte

hayatın anlamı karşıma çıkabilir.

Denizde boğulmadan ruhum

deryaya açılmak peşindeyse

yer ve gök sallanmadan kalbime

şafağın tanıklığı ulanmadıysa

aşkları erteliyor diye güneşe kızıp

berektli ufukları seçmediysem

alnımdaki çizgiler bana yabancıdır.



Sakallarım ağırlaştığı gün

gövdem oturmalı yeryüzüne,

ölümler

şehirleri yeni baştan dolaşıp

cesetleri bir ağızda kutsamalıdır.

Dönmesi geciken kuşlar

bir hayli yandıkları ateşten yasak

ve onurlu acılar kuşanıp

aşkların önündeki düşleri savmalıdır.



Tutmadan, beklemeden varlığını

hayatı kolayına getirip

ucuz oraklar kullanmadan hasadında

rüzgarın koyuluğuna kuşku duymadan

toprağa yeniden katışmalıydın.

İnkârın aynalarda

ve hakikat sırra kadem basmadan

ırmakta bırakıp yanlış duygularını

dağların sükûtuna kaçmalıydın.

Yaşamak;

tertemiz banyanlar hazırlamazdı

dünyaya gelmkten utanmasaydın.


artık

ne kelimelerin ayak bileğinde gezinen hayat

ne de harflerin boğazında gizlenen ölüm

elbet dünyada kalan yürekler bayat

kalbimi yarsam sahte cennetler görürüm.

 

Ocak 2000