Sabahın ardına düşünce kardaki keder
Bir zambak öfkesiyle toprağa koşuyorum.
O kadar asûde, o kadar masum ki gökler,
Bir ben, bir leke ruhumla kirleniyorum.
Gördüm. Kucağında canhıraş kar hüzünleri,
Demek ki son yoldaşım bu mevsimin yanında,
Buğday başakları kadar gururlu bir yengi,
Buğday başakları kadar, yorgunum bu yolda.
Bir duru bakışınla dopurmalısın beni,
Sen, ey kanımda kıyamet arşınlayan hüzün!
Öyle bir sükûtla karda yürümeliyim ki;
Hem gecenin dili çözülsün, hem de gündüzün.
Bir daha anlatamam. bozkırı sorma benden,
Ne denizin boranı, ne torağın seliyim.
Beni geliyor bilmelisin, bir uzak çölden,
Yüzünün görmediğim kumların sahibiyim.
Gölgemin izimde solması bana delildir;
doğmuştur kendimin kedime kaçma zamanı,
Karlı dağdaki evler gibi yüzüm yerlidir,
Dökün stüme dökün, yorgan yüzlü karları.
Bana bir sözü olmalı bu karlı dağların,
Söyleyin! Nedir sizde beni böyle coşturan?
Kendi çölünde kaybolan nesidir insanın?
Hüzün ve sükût. Tek yol, beni bende arayan.
Bir çığ gibi büyüttüğüm sabrıma sığınıp,
Yüzlerce binlerce asır omuzlarım seni.
Yeter ki gözlerinden çöl kumları boşanıp,
Beni geldiğin yere götürsün, kar hüzünleri.
Ocak 2000
Ola ki ölümü incitirim
baharlarım çiçeksiz de kalabilir
sabaha serkeşlik yaptığım
en yaramaz bir vakitte
hayatın anlamı karşıma çıkabilir.
Denizde boğulmadan ruhum
deryaya açılmak peşindeyse
yer ve gök sallanmadan kalbime
şafağın tanıklığı ulanmadıysa
aşkları erteliyor diye güneşe kızıp
berektli ufukları seçmediysem
alnımdaki çizgiler bana yabancıdır.
Sakallarım ağırlaştığı gün
gövdem oturmalı yeryüzüne,
ölümler
şehirleri yeni baştan dolaşıp
cesetleri bir ağızda kutsamalıdır.
Dönmesi geciken kuşlar
bir hayli yandıkları ateşten yasak
ve onurlu acılar kuşanıp
aşkların önündeki düşleri savmalıdır.
Tutmadan, beklemeden varlığını
hayatı kolayına getirip
ucuz oraklar kullanmadan hasadında
rüzgarın koyuluğuna kuşku duymadan
toprağa yeniden katışmalıydın.
İnkârın aynalarda
ve hakikat sırra kadem basmadan
ırmakta bırakıp yanlış duygularını
dağların sükûtuna kaçmalıydın.
Yaşamak;
tertemiz banyanlar hazırlamazdı
dünyaya gelmkten utanmasaydın.
artık
ne kelimelerin ayak bileğinde gezinen hayat
ne de harflerin boğazında gizlenen ölüm
elbet dünyada kalan yürekler bayat
kalbimi yarsam sahte cennetler görürüm.
Ocak 2000