Bütün yönleriyle hayatı kucaklayabildiği, ülke insanımızı bütün renkleriyle yansıttığı için ona çok şey borçluyuz.
Kaynanalar'ın Rukiye'si, bir gün bu ülkede yeni bir dönemi başlatacak filmin başrolünü paylaşacak deseler, hangimiz inanırdı ki! Açıkçası ben onu, ilk kez ciddî anlamda "Bana Bir Şeyhler Oluyor" oyunundaki evlenmek isteyen ama başaramayan ev kızı rolüyle sevmiştim. Gerçi daha evvelinde 1999'da "Sen Hiç ateş Böceği gördün mü?" adlı oyunda da BKM oyuncusu olarak izlemiştik onu ama benim gözümde parlaması sonraki oyununda gerçekleşti. O tarihten sonra Binnur Kaya'nın oynadığı bütün roller hepimiz kadar benim de ilgimi çekti. Son filmi Vavien'de başrolü paylaştığı Engin Günaydın'ın bir röportajından ikilinin arasındaki arkadaşlığın meslekî birlikteliğin ötesinde bir anlamda kader arkadaşlığı, varolma dayanışması olduğuna dair izlenimler edinmiştim. Elazığlı bir aileden gelen Binnur Kaya ile, Tokat'lı Engin Günaydın'ın yolları toplumsal anlamda hangi çizgide buluşuyor diye düşününce, herkesin "yalnızım" diye bağırdığı İstanbul'da yalnız olmadıklarını hissetmek için birbirlerine gereken emeği harcayan iki dost olduklarını anladım ve büyük bir saygıyla karşıladım. Ve hep bekledim, gün gelecek bu ikiliden bir film çıkacak.
Şenler Yıldız'ın "onlar esas kadınlar" dediği kadınlardan Binnur Kaya. Yazarımızın tespit ettiği gerçekliğin en iyi somutlaştığı isimlerden biri olduğunu düşünüyorum Kaya'nın ve popüler kültürün dayattığı bacak ve göğüs orantılarıyla eş şöhret anlayışının dışında, sırf kabiliyeti ve içtenliğiyle gönüllerimizde taht kurmayı başardığı için kutluyorum bu sanatçımızı.
Binnur Kaya'dan bahsetmek için Vavien gibi bir sebebimin olması beni daha da sevindiriyor. Filme gittim, soran herkese de tavsiye ettim.

Kasabaya Dönüş Değil, Kasabanın İçinden
Sinemamızda son on yıldır varolan "Kasabaya Dönüş" temalı filmlerden birisi olarak değerlendiremeyiz Vavien'i. Yıllar önce terkedilmiş, unutulmuş, aileden bir kayıp ya da miras gibi zorunlu bir nedenle kasabaya dönerek geçmişiyle yüzleşen insanların filmi değil. Bu sefer direk kasabanın içinden bakıyoruz hayata. Filmi Türk sinemasında çığır açacak film olarak yorumlayan eleştirmenlerin üzerinde en çok durduğu nokta bu. Kahramanlar son derece basit, akıp giden hayatın içinde neredeyse fark etmediğimiz, hayatlarını belki de umursamadığımız, çünkü bize çok benzeyen tipler. Engin Günaydın'ın yazdığı ve oynadığı Celal tiplemesi ortalama kasaba insanının bütün özelliklerini yansıtıyor diyebilirim. Filme adını veren Vavien kavramı gitti geldi olarak da okunuyor. Ağabeyi ile birlikte elektrik dükkanı işleten Celal de aynen böyle bazen iyi, bazen kötü, bazen oğluna sahip olduğu için lanet eden kötü bir baba, bazen de oğluyla kafa tokuşturarak onu seven sevimli bir baba. Hanımı Sevilay da bizden biri. Bütün kötülüklerine, noksanlıklarına rağmen kocasını çok seven, evini çekip çeviren, komşusuyla dertleşen, boş vakitlerini değerlendirmek için milletvekilinin hanımlarla kurduğu derneğe katkıda bulunmaya çalışan, sarmalarıyla meşhur, bahçeli küçük evinde mutlu mesut bir ev kadını. Mutlu mesut diyorum, çünkü bu kadının en büyük özelliği her türlü sıkıntıya rağmen hayatı sevebilmesidir.
Sevilay karakterindeki Binnur Kaya, en son Avrupa Yakası'nda Şahika Koçarslanlı ve Dilber Koçarslanlı tiplemeleriyle neredeyse bütün Türkiye'ye kendini sevdirmiş, hatta Dilber Halayı reklam ajanslarının peşinde koşmasını sağlayacak kadar iyi oynamıştı. Zaten Dilber hala karakteriyle karşımıza çıktığı gün, hepimiz gibi ben de "son yılların en iyi oyunculuğu" yorumunu yapmıştım. İşte Türk sinemasına umut verecek oyuncu.

Sevilay'ın bir kusuru vardır, o da yıllardır babasının Almanya'dan gönderdiği paraları kocası Celal'den gizli biriktirmesi. Daha doğrusu o öyle zannediyor. Celal olayın farkında ve karısıyla ilgili planları da bu amaca yönelik. Oğlansa başka havalarda, komşunun kızını ayartmakla meşgul.
Film boyunca, çocukluğumuzun kasabasında yaşanan hayatın halen sürüyor olduğunu görmek beni sevindirdi. Sezen Aksu'nun "Masum değiliz hiç birimiz" şarkısını hatırladığım filmde, beni etkileyen en önemli tema; herkesin iyi kötü bütün yanlarıyla sunulması. Kimse övülmüyor, öne çıkan bir karakter yok. Hayat dertleriyle birlikte akıp gidiyor ve hepsi biraz bencil olan kahramanlarımız da bu tabloda yer almaktan hiç de şikayetçi değil. Herkes birbirinin sırlarını az çok biliyor ve idare ediyor. Kimse olduğundan başka türlü görünmek gibi bir aptallığa düşmüyor.
Binnur Kaya, herkes gibi beni de büyüledi diyebilirim. Teatral kabiliyeti ile soyunduğu bütün rolleri, adeta o hayatı yaşayan kimseden farksız oynayan Kaya'ya ciddî bir özür borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Popüler kültürün dayatmalarıyla zevklerimiz gitgide ucuzladığı için süper kahramanları, muhteşem efektleri, dehşet görüntüleri olmayan filmlerimize para harcamak zorumuza gittiği için. Bunca görüntü kirliliği içinde bize doğallığımızı, sıradanlığımızı hatırlattığı için, yaşadığımız hayatların ciddiye alınacak kadar kayda değer olduğunu gösterdiği için, bütün yönleriyle hayatı kucaklayabildiği, ülke insanımızı bütün renkleriyle yansıttığı için ona çok şey borçluyuz.
Ahmet Turan Alkan'ın yıllar önce "Kadir Savun Hep Bizi Savundu" yazısını çok sevmiştim ve şimdi ben de diyorum ki: "Binnur Kaya Bizi Bağışla."

Özetle Binnur Kaya
Binnur Kaya (d. 19 Nisan 1972 Ankara) Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.Elazığ kökenli bir aileden gelmektedir.
1995 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Hemen ardından İstanbul'a yerleşen Kaya, Ankara Sahnesi ve Karatahta isimli çocuk tiyatroları ve Bakırköy Belediyesi Tiyatrosu'nda çalıştı. İlk televizyon dizisi Kaynanalar'dır. BKM oyuncu kadrosuna katıldı. 2007-2008 sezonunda Avrupa Yakası komedi dizisinin kadrosuna dahil oldu.