BİR REKLAM

.

 

 

"Yaşıyoruz ama hayatta değiliz." 

 

 

Genç Bir Şairin Notları - Mehmet Önder Karakaş 

 

- Dünyada geçirdiğiniz yaşam tecrübenizden ne öğrendiniz? 

Dünyalık olmanın en büyük öğretisinin ölüm olduğunu öğrenecek kadar tecrübe sahibi olmuş olduğumu.

 

- Yaşamın neresindesiniz? Kıyısında, köşesinde, derininde, gerisinde, ötesinde?

Bazen gerisinde bazen ötesinde bazense köşesinde lakin daima ucunda. Yaşam, derininde yahut içinde yer edinebileceğimiz bir yer olmaktan ziyade ucundan tutunabileceğimiz bir şey artık. Daima bir ucundan tuttuğumuz, zaman zaman elimizden kayıp giden ve bizi peşinden sürükleyen bir şey.

 

- Yazmak nedir?

İnsanın kendi gurbetine çıkması.

 

- “Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç?” diyor yazar. Siz niçin yazıyorsunuz?

Kendi gurbetimden izler bırakabilmek için.

 

- Kabiliyet, ilham, emek, birikim, dert. Yazarlık için sizin sıralamanız nasıl?

Her şeyden evvel emek, emek, emek. Okuma ve yazma disiplini edinmedikten sonra ne kabiliyet ne ilham ne de birikimin pek kıymeti kalmıyor esasında. Bu sebeple emeğin tüm bu kavramlardan çok daha belirleyici bir niteliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Bir dert sahibi olmak ve maharet, emek ile birleşince yazarlığın merdivenleri yavaş yavaş çıkılıyor.

 

 

- Okuyucudan beklentiniz? 

Neyin izini sürdüklerinin bilincinde olarak okuma eylemini gerçekleştirmeleri ve daima doğru durakta inmeleri.

 

- Herkesin hayatı anlatan bir kelimesi vardır. Sizin kelimeniz hangisi?

Gurbet

 

- Yazarken tıkandığınız anlarda ne yaparsınız?

Yazmak, bir üst bakış ve o bakışın çıktısı olan bir üst dille kendini tamamlayabilen bir eylem. Yazarken yaşanan durağanlık, çoğu zaman bu üst bakış ve dilin sizden uzaklaşması ile vuku buluyor. Zira yazmak, kendisinden başka bir şeyin yazarın hayatının merkezinde olmasını istemeyecek kadar kıskanç bir edim. Yazarken tıkandığımda, yeniden bakmamı ve dilimi bulmamı sağlayacak şeyleri arıyorum.

 

- Okurken kitaba nasıl davranırsınız?

Bir terzi, kumaşına nasıl davranıyorsa öyle.

 

- En sevdiğiniz üç kitap?

Yunus Emre Divanı, Erbain ve Bozkırda Altmışaltı

 

- En sevdiğiniz üç film?

Ben yönetmenin Zeki, Demir ve Kubuz olanını severim. Bu yüzden; Masumiyet, Kader ve Yeraltı. Daha geniş bir çerçeveden baktığımdaysa; Modern Zamanlar, Tabutta Röveşata ve Bir Zamanlar Anadolu’da

 

Dünyamızın geleceğine dair en büyük endişeniz?

Sathilik. Yaşıyoruz ama hayatta değiliz.  Günden güne yapaylaşan ve derinliğinden arınan her şeye daha sathi bakılması ve her şeyin daha sathi konuşulması.

        

Sevgi mi, aşk mı? Neden?

Her ikisi de değil. Sevda. Zira sevgi uzaktan uzağa beslenilebilecek, aşk içinde kaybolunabilecek bir kavramken sevda işçiliği yapılacak bir kavram. Türkü gibi.

 

- Bir yazar için yol ne anlam taşır?

Yolun devâsı yolda yok.

 

- Yalnızlık nedir?

Yalnızlık, görkemli bir manzaraya karşı bağdaş kurduğunuzda yanınıza kimsenin oturmaması değildir. Yalnızlık, görkemli bir manzaraya karşı bağdaş kurduğunuzda yanınıza oturmasını düşleyeceğiniz kimsenin olmamasıdır.

 

- Türk şiiri nerede duruyor bugün?

 Söylendiği ilk günden beri durduğu yerde, göğsümüz ile dilimizin arasında, bizi biz eden, yolumuzu gösteren bir yerde.  

 

- En beğendiğiniz üç şair?

Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, Hasan Hüseyin Korkmazgil, İsmet Özel.  

 

- Şiirinizi üç kelimeyle anlatmak isteseniz hangilerini seçerdiniz?

 Gurbet, gayb ve sevda.

 

- Niçin şiir okumalıyız?

“Hamle sırasının dünyadan bize geçmesi” için.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile