Krıstof bu defa yok sayamaz bu Tanrıyı ve hınçla üzerine saldırarak yeni Tanrısına imanını deklare eder. Mesih ikonunun önünde yanan mumları devirirken ikrar ayinini de tamamlamış olur. Sessiz bir çığlıkla Tanrıya doğru "Katil" diye haykırırken aynı anda "Benim Tanrım Sensin, başka değil" der.
DEKALOGLARA GİRİŞ
Kieslowski, bu filmlerde Tevrat'ta sözü geçen On Emir'i ele almış, kendince yorumlamış, başka bir deyişle ilginç perspektiflerden bakmayı denemiştir. Senaryo sadece Kieslowskinin değil bir hukukçu olan Piesiewicz ile birlikte yazmışlar. Neyse, amacımız dekalogların sinema tarihindeki yeri, yönetmen, oyuncu aldığı ödüller vs. gibi ıvır zıvır değil. Adam-adam dediğim Kieslowski- bizim dinimizde de içerilmiş olan 10 temel ilahi kuralı şimdide durarak anlamaya çalışmış. Biz de vakit kaybetmeden Dekaloglar’a geçelim. Ama önce 10 Emir’i hatırlayalım.
DEKALOG - 1 -
"SENİN TANRIN BENİM, BAŞKA TANRIN YOK"
FİGÜRLER:
Halanın Tanrısı, duygu vasıtasıyla bilinen ya da kendisini duygulanımlarla bildiren bir Tanrı. Çocuk halaya sarıldığında hissettiği şeyle Tanrıyı göstermişti. Şurası muhakkak ki Hala da benzer bir yolla Tanrıyla tanışmıştır. Bu yol, aklın nüfuz edemeyeceği, diğer taraftan insan hayatını son derece kuşatıcı bir alandır. Tanrı, bir duygu eşliğinde içimize sızar ve Tanrıyla ilk karşılaşma şok edici bir duygu imgesiyle belleğimize hiç çıkmamacasına kazınır. Pavel buz tutmuş ölü köpeği gördüğünde Tanrıyla karşılaştı. Daha sonra babasına ve halasına "Tanrı kim?" diye sorduğunda bu karşılaşmada şahit olduğu şeyi soruyordu. Gerçekte Pavelin sorduğu şu; "Ben dün okula giderken ölü bir köpek gördüm ve Tanrıyla karşılaştım. Sen de tanıyor musun? Daha önce hiç Onunla karşılaştın mı?"
Pavel ölmese uzun bir hayat yaşasa ve hatta ateist olsa bile bu Tanrı tecrübesi hiç silinmeyecek, kendisi istemese dahi Tanrıyı hep bilecek. Tıpkı herkes gibi... Ya da diyelim ki günün birinde dindar bir adam oldu. Bunu da ancak okula giderken ölü köpek gördüğünde karşılaştığı Tanrıya ait o duyguyu belleğinde bulup üzerine inşa ederek yapabilir.
Gözden kaçırılmamalı ki bizde bilmeye yol açan duygu bir imgeyle varolur. Duygunun kalıcılığını sağlayan şeydir bu imge. Bellek bu imge vasıtasıyla geçmişin karanlıklarından ya da benliğin derinliklerinden o duyguyu çağırır. Pavelde bu ölü köpek imgesidir. Hilmi YAVUZ kendi tecrübesinde ıtır kokusu'nun bu imgeye denk düştüğünü söyler. Nedense Neyzen Tevfik'in ney sesini ilk duyduğunda bayılmasının da böyle bir ilk karşılaşma olduğunu düşünmeğe meyilliyim.
Krıstof'un Tanrısı matematik kullanır ve eşitlikler itikad esaslarıdır. Pavel'in "buzda kayabilirmiyim?" sorusunu Tanrısına danışıp(buzun direncini hesaplayıp) =257 buyruğunu alınca gönül rahatlığıyla "evet" diye yanıtlar. Zira Tanrısına güvenmektedir.
Diğer taraftan Krıstof'un Tanrısı zihindedir. Çünkü eşitlikler(ya da eşitsizlikler) zihindedir. Şunu hemen fark ediveriyoruz ki burası aklın tasdik etmesiyle var olabilen bir alan. Eşitliğin iki yanının aynı şey olup olmadığına akıl karar veriyor ve dış dünyada her ne varsa sembolü ya da ideası zihindedir. Tekrar filme dönersek, Holmesvari bir hamle ile Krıstof'un Platonist matematikçilerden olduğunu çıkarıyorum. Ya da tersinden bir yaklaşımla deneyci bir şüpheci olmadığını anlıyorum. Bu tespit şu açıdan önemli, Krıstof tanrıtanımaz falan değildir. O zihin âleminin ve gölge âlem olan fizik âleminin Tanrısına inanmaktadır.
Şu kadar var ki, yasaları ve kuralları olan bir Tanrı sorunludur. Tanrının ihdas ettiği yasalar Tanrıyı da bağlıyorsa, İlahi düzen fikri kendi kendini mahkûm eder. Tartışmayı derinleştirmeyi teologlara bırakıp 1. Dekalog'un can alıcı yerine gelelim.
Krıstof'un inanmadığı, Hala'nın inandığı Tanrı Papalığın vazettiği Tanrıdır. Bu Tanrı Dekalogların da omurgası olan kurallar(emirler) koymuştur. Bu kurallar nelerdir? İnsanın iradesi(ya da kudreti) dâhilinde olan insanı mükellef kılan "teklifi yasalar". "Hırsızlık yapmayacaksın" ya da "iyilik yapacaksın" kabilinden esaslar. Bir diğeri de insanın iradesi(kudreti) haricinde olan, "Ateş yakar", "E=mc2" gibi "tekvini yasalar". Dikkat edin Hala'nın Tanrısı ile Krıstof'un Tanrısı bir noktada kesişiyor. Ama hemen akabinde farklı istikametlere yöneliyor.
Hala'nınki bir değerler dünyası ve Tanrının ışığıyla belirleniyor. Güçlü duygular aklın bulduğu çelişkileri tolere edebiliyor. Müracaat edebildiği, sığınabildiği her an yanı başında bulunan bir Tanrı. Krıstof'un dünyası matematikle şifrelenmiş bir evren. Her şey burada, ötesi yok. Ölüm, kalbin kan pompalamasının durmasıdır. Anlamlı olan "iyi" değil "zeki"dir. Fakat iki Tanrının tam kesiştiği yerde Hala da Krıstof da aynı Tanrıya iman ediyor. Krıstof'un matematik kullanan Tanrısı Halanın tekvini yasalar koyan Tanrısı ile aynı. İşte can alıcı nokta da tam burası. Çünkü olay(buzun kırılıp Pavel'in boğulması) bu kesişme noktasında cereyan ediyor. Krıstof'un iman ettiği Tanrısı hesaplamaya rağmen onu yarı yolda bırakıp tüm inancını boşa çıkardı. Aslında Krıstof'u yarı yolda bırakan Tanrı aynı zamanda buz'a direnç yasasını(emrini) koyan Hala'nın Tanrısı.
Açıktır ki Krıstof'un Tanrısı Krıstof'a ihanet etmiştir. Buraya dikkat, hesap hatası yaptım, yanlış hesapladım hata bende demiyor. Bunu dese imanını sürdürecek. Hayır, hesap doğru. O halde Tanrı(Krıstof'un Tanrısı) güvenilir değil. Krıstof Tanrısına güvenmenin bedelini çocuğunun canıyla ödüyor.
Diğer yandan Halanın inandığı Tanrının da bu ihanetten payı var. Zira Bu Tanrı da kendi koyduğu yasayı ihlal etmiştir. Bu durumda şu soruyu sormak mecburiyetindeyiz: "Eğer gerçek Tanrı Krıstof'unki ise bize öğrettiği hesabı neden yalanladı. Yok, gerçek Tanrı Hala'nın Tanrısı ise kendi koyduğu tekvini yasaya neden kendisi riayet etmedi?"
Gelelim sona, Pavelin ölümünü takip eden saatlerde şuursuzca dolanıp durduktan sonra ayakları Krıstof'u kiliseye, Halanın Tanrısının mabedine getirir. Krıstof bu defa yok sayamaz bu Tanrıyı ve hınçla üzerine saldırarak yeni Tanrısına imanını deklare eder. Mesih ikonunun önünde yanan mumları devirirken ikrar ayinini de tamamlamış olur. Sessiz bir çığlıkla Tanrıya doğru "Katil" diye haykırırken aynı anda "Benim Tanrım Sensin, başka değil" der.
Dekaloglar Polonyalı yönetmen Kyrzistof Kieslowski tarafından, 1988 yılında Polonya Televizyonu için çekilen, yaklaşık ellişer dakikadan on bölümden oluşmaktadır.