"Kalbimde kapanmayan bir pencere"

 

Yusuf Sönmez yazdı.

Kuşların Şahitliğinde

Bir gece öğrendim
Bazı fırtınaların denizi yoktur
İnsan kendi evinde boğulur bazen
Üstelik kimse su görmez

Babamın geceleri vardı
Perdeler kapanınca büyüyen
Duvarların içine kadar sokulan
Adını koyamadığım bir uğultu

Ay penceremize vurur
Sonra yüzünü geri çekerdi
Sanki o da bilirdi
Bu evde ışığın her zaman sabaha çıkmadığını

Ben çocukken inanırdım
Her yaranın bir dikişi vardır diye
Meğer bazı yaralar
İnsanın teninde değil
Ömrünün içinde açılırmış

Ah o kırmızı haplar

Masada dizilirlerdi
Küçük kırmızı mühürler gibi
Sanki her biri
Babamın içindeki fırtınaya vurulmuş
Bir başka sus payıydı

Kaç sabahı yuttunuz
Kaç akşamı susturdunuz
Ben büyüdüm
Siz eksilmediniz

Bir çocuğun ömründen
Küçük kırmızı parçalar kopardınız
Ben onları yıllar sandım

Bazen içimden
Koskoca bir gök gürlerdi

İsyan ederdim sessizce
İnsan sevdiğini neden kurtaramaz diye
Neden bazı babalar
Çocuklarının elinden tutarken
Kendi akıllarının kıyısından düşer diye

Sonra kuşlar öterdi

İşte o zaman
Evimizin ağır havasında
İncecik bir yarık açılırdı

Bir serçe
Sabahı gagasında taşır gibi
Pencerenin pervazına konardı

Öterdi

Ben onun sesinde
Dünyanın hâlâ yaratılmakta olduğunu duyardım

Sanki gök
Her sabah yeniden kurulurdu
Ve kuşlar
Yıkılmış evlerin üzerinden
Allahın unuttuğu sandığımız sabahları toplardı

Ey kuşlar
Siz ne tuhaf mahluksunuz

Bir damla göğe sığar
Bir ömür kanadınıza

Siz uçarken
Ben yerin ağırlığını öğrenirdim

Sonra anneme bakardım

O evin içinde
Kimsenin görmediği bir direkti

Babam dağıldığında
O toparlanırdı

Kapılar kapanırken
O açık kalırdı

Ben korkudan küçülürken
O kendi yorgunluğunu
Bir mendilin içine saklar
Yüzünü yıkayıp geri dönerdi

Bazen gözlerinde
Geceyi görürdüm

Ama bana sabahı gösterirdi

İşte o vakit anladım
Bazı insanlar kandil değildir yalnızca
Karanlığın kendisine
Yanmayı öğreten ateştir

Annem

Sen bizim evin eşiğinde kaldın
Ne fırtına seni aldı
Ne yıllar

Sen yağmurun altında
Çamaşır ipine asılmış beyaz bir gömlek gibi
Her defasında yeniden kurudun

Ben büyüdüm

Babamın hastalığının
Bir gün ansızın kapıyı çalıp gitmeyeceğini öğrendim

Bazı bekleyişlerin
Sonu olmadığını

Bazı duaların
Göğe çıkarken kanatlarının kırıldığını

Bunu öğrenmek
Çocukluğumun sonuydu

Ama sen vardın

Ve insan bazen
Kurtaramadığı bir babanın hüznünü
Yanında duran bir annenin sevgisiyle taşır

Şimdi kuşlar öterken
Onları yalnızca kuş sanmıyorum

Her ötüş
Bu evin karanlığına atılmış
Küçük bir taş

Her kanat sesi
Kalbimde kapanmayan bir pencere

Ve ben biliyorum

Babamın içindeki kış
Belki hiç bahara dönmeyecek

Lakin sen
Benim içimde bir bahçe bıraktın anne

Öyle bir bahçe ki
Kuşlar hâlâ geliyor

Hâlâ ötüyorlar

Ve ben her sabah
Onların sesinden önce
Senin sabrını duyuyorum

Meğer insanı hayatta tutan
Her zaman iyileşmek değilmiş

Bazen yalnızca
Birinin gitmemesiymiş

Ve sen gitmedin

Bu yüzden
Gökyüzünde ne kadar kuş varsa
Bir o kadar şükür borcum var sana