HIRÇIN BİR SERENAT

Emir OSMANOĞLU

 

bir kısrak gibi dokun bana

bir mızrak gibi saplan

ne dokunduğu yerde gül bitsin

ne saplanan mızrak habersiz sökün etsin.

 

her dokunuşun miğfer geriyor kafama

ve her dokunuşun kasıklarıma

bilmediğin sancılar salıyor

kısrak gibi kokuların kalıyor yelelerinden

beni yabancılaştırıyor her bakışın

ötemde kim varsa işte onlara...

tanımlaştırıyorsun ne varsa bende

her bakışın biraz daha oyuklar açıyor

gözlerim derinleşiyor ve çukurlaşıyor

yollara düşünüyor her topuk sesinde.

uzaklardan ta asya ortalarından

akdeniz kıyılarından

tenimi dağlayan ateşe sadakatim var

reyonların kadını

güneş altında kızgın kumların

olmamak için yemin et bana.

doğan çaldığım sadakatimi

sen de benden çal

ve yemin et

doğadan daha doğal ol olduğun gibi bak

hollywood karıştırma diken diken saçlarıma.

 

her bakışın biraz daha oyuklar açıyor

çilelerim azıyor örneğin

tüylerim dökülüyor iş vardiyalarında.

steplerde değil şehrin göbeğinde

buharlaştırıyorsun beni

bu halimle yaşayamam anladım.

ya tenimi yüzüp masal kuşlarına verin

ya da ben bir ağacın yaprakların suyla yürüyeyim

mümkünse eğer ganj7a savurun

dumandan ve buhardan arta kalan yanımı

ben böyle yaşayamam çünkü anladım.

ah o hırçın bakışların yok mu

çilelerim azıyor

tüylerim vaktini bulmadan

vebalılar gibi birer birer  kayıyor sırtımdan

 

kısrak gibi dokun bana

mızrak gibi saplan

çilelerimi azdır

ne olursun hırçın bakışlar sapla bedenime

ama ne dokunduğun yerde gül bitsin

ne saplanan mı5zrak habersiz sökün etsin

sadece

kısrak gibi dokun ve geç.