SARI SONBAHAR
EKREM ÖZDEMİR
O mahmur Pazar sabahlarından biri. Ağzımdan nefes yerine uyku çıkıyor. Şu durağa varsam da eve kapağı atsam. Bizim bakkal mecmuaları dizmiş kapı önüne. Raflara da dizmiş şişeleri. Saçları biraz dağınık ama olsun, sinekkaydı kurtarıyor endamı. Bomboş sokakta birkaç apartman sakini elinde gazete, bir okuma iştahı tutmuş ki sorma gitsin.
Bizim durak yalnız kalmış anlaşılan. Baksana, in cin top oynuyor. Şöyle her zamanki yerimize kurulalım da ahalinin manzarası neymiş görelim. Tonton dedeme de bak, ellerini kavuşturmuş arkasında, almış başını gidiyor. Yanındaki de ninemiz galiba. Hele dur, bir şey soracak herhalde.
Kardeş, Maltepe'ye nerden gideceğik, buradan mı?
Evet amca, dümdüz yürü, gidersin. İnsafsız tonton dede. Ninemi ta oraya kadar yürütecek.
Nine çok şirindi değil mi abi?
Hiç sorma. Köyde olacaktık ki, el öper boynuna sarılırdım valla. Konuşması çok şekerdir onların. Allah zihin açıklığı versin ha kuzum, diye duaya bir balladılar mı, ağzından bal akar sanarsın. Ninem de öyleydi. Garibim, ömrünün son beş yılını yatakta geçirdi. Beni de çok severmiş hani. Durmadan zeytin istermişim ondan. Zeytin hastasıymışım küçükken, hala da severim. Kahvaltıda zeytin şart. O pasaklı halimle dalarmışım içeri, bir de yanaklarımı şişirip; Nine bana zeytin ver, diye tuttururmuşum. Olunca verirmiş, olmayınca ne yapsın? Dolapta kalmadı yavrum, dermiş. İnanmazmışım, asi çocuğuz kandırmak kolay mı öyle? Yalan söyleme diye kızarmışım üstüne. Gidip dolabın her yerini ararmışım. Ninem yaşasaydı da, zeytin olmasaydı keşke?
Üşüyeceksin abi, toprağa oturma.
-sende anam gibisin ha. Bir şey olmaz. Biz alışkınız toprağa, koca şehirde iki gram toprak bulmuşuz bırak da hasret giderelim. Karşıdaki mağaza da bir Pazar açık olsa gam yemem. Kaç aydır her Pazar karşısına geçip otururuz, bir gün açık olduğunu görmedik. Gözümüz arkada gideceğiz valla.
- Abi, gelecek değil mi?
- Gelecek tabi. Şüphen mi var? Tesbihli, çantalı abim de otobüs bekliyor galiba. Cigarayı üfleyişinden belli. Otele giren çıkanın haddi hesabı yok. Sabahın köründe iyi iş yapıyor bu otel. Ee, ne de olsa lüks otel, gelen gideni çoktur oraların. Bak yine fiyakala otunun teki çıktı geliyor. Araba da arabaymış ha, gâvur yapıyor abi onu bunu bilmem. Senin koşucular dönmüş geliyor. Giymişler eşofmanı hem muhabbet hem spor. Kapıcı Hamdi dolanıp duruyor. Zor iş onunki de. Tavuklar uyanmadan yataktan çık, doğru bakkala, ekmek, gazete al. Allah sabır vere. Ne diyelim, ekmek parası. Bebeler okula gidecek.
Senin şu arabalara yakın durman yok mu, huyun kurusun hiç vazgeçmedin. -geberip gideceksin bir sarhoşun elinde.
Bırak be abi, atın ölümü arpadan olsun.
Bak şu dünyanın işine. Biz yatmaya gidiyoruz eve, millet uyanmış doğru pikniğe.
Arabalara bak abi, içindekilere,
Öyle ya. Kimi uykudan nasibi almadan geçmiş direksiyona, kimi yeni kalkmış uykudan basmış gidiyor. Bazısı yanındaki bayana kızarak bakıyor yola, bazısı öperek bayanı. Çocuklarsa bir alem. Bağırıp çağırmalar, şeker almalar, gürültü yapmayınlar. En iyisi onlar yine de. En azından niye gittiğini biliyor aile.
Gelecek değil mi abi?
Gelecek, gelecek ya.
Otelin ordan geceliğiyle ablam okuya okuya geliyor. Abla dikkat, taşa çarpacaksın. Ya şu güneş gözlüklü herife ne demeli? Ulan, sabahın köründe... tövbe tövbe, deli eder bunlar adamı. Çantalı abimin cigarası hala tütüyor. Adam öyle çekiyor ki, kıskandım doğrusu. Ben d eyakayım bir tane.
Abi dur, sabahın köründe uykusuz, aç. Gece düşmedi ağzından zaten.
Karışma sen. Aç karnına daha iyidir bu meret. Boşuna şair sigarası demiyoruz. Uykusuz bir başka çarpar adamı. Hah, Pazar devriyemiz de göründü. Şu kel kafalı polis amca, her Pazar esneyip durur. Garibi, gece beşik mi sallar ki.
Abi, dikkat et, çarpacak.
Tüh, aksi şeytan. Ulan ben senin... Tabakhaneye mi böyle hıyar? Amma ticari geçiyor bu saatte de. Bir şey değil, elini oynatamıyorsun birader. Allah muhafaza, kafanı kaşısan bekliyor adam.
Abi bak, yaprak uçuyor, sarı yaprak. Bahar geliyor abi.
He ya, tek başına nereye gider bu yaprak? Yolu ortalamış bir de, ezilecek zavallı. Ne güzel yaprak değil mi? Güneş rengi. Var mısın, bu yıl sonbahara onun ismini verelim. Sarı Sonbahar. Bizim olsun bu isim. Kimseye söylemek yok, ağzın gevşektir senin. Saçlarında sarı nasıl olsa, yakışır Sarı Sonbahar.
Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum
Benim sarhoşluğumun sonu yok.
Ne şiir ama değil mi abi, canım çekti okuyunca. Eve gidince şiir dinleyelim mi abi?
Dinleyelim, herkes uyurken biz şiir d inleyelim. İsmet Abi'den de dinleriz ha, yok öyle. İçimizdeki şu zalim şüpheyi kaldırsın abim.
Dinleriz abi, sen yeter ki iste.
Körüklü de geçiyor nihayet. Kasıtlı mı yapıyor bu adam? Biletin varsa belediye gelmez, yoksa diğeri. İşin yok, bekle ki altmış dört gelsin. Çantalı da gitmedi zaten. Mesai bitmişe benzer, taksiler tek tek ara sokağa dalıyor. Gel de çatlama, o kadar fahişe geçti yanımızdan, bizim altmış dört hak getire.
Abi?
Ne vars, söyle
Gelecek değil mi abi?
Başlatma ulan, gelecek dedik ya. Geldi işte, gördün mü? Ulan altmış dört, sen var ya adamın iflahını kesersin.
Abi gelecek değil mi?
Geldi ya lan, daha ne bekliyorsun?
Öteki abi, hani gelecek vardı ya.
Bin şu arabaya, tepemi attırma. Ooo, vatandaş işe gidiyor. Amma kalabalık bu Pazar.
Abi yaprağı unuttuk, yaprak abi.
Koyver gitsin. Yolunu bulmuş gidiyor o. Kendi yolumuzu bulalım biz.
Arkaya, en arkaya. Ne çok konuşuyor bu insanlar da? Hele sabahın bu vaktinde. Böylesi daha güzel be. Ne o, tramvaydakilerin ceset gibi duruşu.
Sanki işe değil, mezara gidiyor hepsi. Kimsede tık yok.
Dikkat et ha, bizim oteli kaçırmayalım. Görmeden yapamam onu. Hah, işte orda, güzelim benim. Şu perdelere bakar mısın? Ne zaman geçsek bulvardan, hep kapalı. Garibin bizim gibi kalbini örtmüşler. Bekle güzelim, para bulup geleceğim yanına, açacağım kalbini. Hafta sonu, şöyle iki gün, doyasıya kalırım.
Şair oteli abi, biliyorsun.
Bilmez miyim? Düşünsene, sıvası dökülmüş duvarlar, ahşap kapı, dar koridor, tahta masa, eski bir Haliç manzarası. Gireceksin içeri, bakacaksın koca bir soma, gürül gürül yanıyor. Geçeceksin kırmızısı uçmuş kanepe, saracaksın tütünü, muhabbeti izleyeceksin. İş için köyden kopup gelenler, bir zamanlar âşık olduğu şehirli sevgilisini arayanlar, emekli amcaların hayat dolu yakınmaları. Köşede ihtiyarın biri kesin horluyordur. Ortadaki sehpada bilmem kaç hafta öncesinin gazetesi, camlarda buhar vardır. Kimbilir ne sıcaktır içi. Gece vakti çalacaksın kapıyı, oda isteyeceksin ucuz tarifeden. Dar koridordan geçip ahşap kapıya dayanacaksın. Yirmi üç olmalı oda numarası. Kaybolan anıları hatırlarsın her girişte. Ah ulan ah, bir gün gideriz elbet. Şair otelim benim.
Abi, unuttuk bak.
Neyi unuttuk yine?
Gelecek değil mi abi?
Elbette. Bugün yarın gelecek...
Bak gör, bizim millet bir de okumaz derler. Yolcuların yarısında Pazar ekleri. Vatandaşın günahını aladursun onlar, yolcular hıfzediyor cümlesini. Yandaki bıyıklı da bulmacaya dalmış. Kaç harfli dedin abi? İki harfli. Su? Ya ma ya da ab onun cevabı abi. Sen geç ötekine, ilerde çıkar. Ne dedin, Asya'da bir göl mü, dört harfli mi? Coğrafyayla hiç aram yoktur be abi. Şu öndeki kır saçlı. Adamdaki çene değil, kalaşnikof. Sabah beri susmadı. Kızılay'da hepsi inecek zaten, ondan sonra rahatız. Bu Pazar yolcularda artış var, işsizlik sorunu çözüldü mü yoksa?
Abi, bu hafta yazıları okumadın.
Evde okuruz, şimdi canım hüzün çekiyor.
Ne yazmış bizimkiler abi?
Nazan Abla döktürmüş yine. Aynaları yazmış bu sefer. Hüznün sularında kırılan ayna kendisinden başka şey göstermezmiş, öyle diyor. Hilmi Amca aydınlara takmış. Kültür adamı diyor başka bir şey demiyor. Türk aydını, hem aydın hem kültür adamı olmak zorundaymış.
Nazan Abla da ne poz vermiş ama, değil mi abi?
Tabi aslanım, kimin ablası.
Gideceğiz değimli abi?
Nereye, durduk yerde?
Yapma be abi, Nazan Abla'nın yanına, unuttun mu? Trabzon'a gidecektik ya, ayak üstü geçecektik.
Gitmiyoruz, caydım ben ondan.
Niye abi?
Deli misin koçum, yengen ne der sonra?
Hangi yenge abi?
Karıştırma orasını? Bak, yine moralimi bozdun, sırası mıydı şimdi, başka zaman açamaz mıydın ağzını? Biliyorsun, Pazar sabahları ben...
Biliyorum abi, Pazar sabahları sen...
Sarı yaprak ne güzeldi değil mi? Bir tane. Tek başına. Almış baharı koluna, vermiş rüzgârı arkadan. Bir tuhaf oldum görünce. Ona bakınca kendimi gördüm, kendime bakınca onu. Beni de götürseydi sarı yaprak. Belki gittiği yerde aşk vardır.
Şiir gibi konuştun be abi, helal olsun.
It's very kind of you sir.
Bırak şu gâvur ağzını abi. Kaç defa denedin, olmadı işte.
Yaramı deşme, içim yanıyor zaten. On yıldız okuyoruz meredi, olmuyor ne hikmetse. Biz de Nasrettin Hocam gibi ya tutarsa deyip çalıyoruz mayayı. Neymiş efendim, bilim diliymiş. Yesinler. Şimdi Necati'den iki beyit okusaydık fena mı olurdu yani?
Abi bak, şoför boşa takmış.
Vay uyanık, benzinden çalacak demek. Yolculara dua etsin, yoksa ben onun benzinini boşaltırdım ya. Dini imanı para bunların. Çuvalla versen doymazlar.
Ne diyorum biliyor musun abi?
Ne diyorsun gene?
Bırak bu ayakları be abi, millet malı götürüyor, sen yazarlık oynuyorsun.
Konuşma lan. Bir daha bu lafları duymayayım. Korkma, az kaldı. Hepinizi bırakıp gidiyorum. Kaçıyorum buralardan. Okul bir bitsin, ver elini Çaykara. Kimseyi görmek istemiyorum. Nazan Hanım'ı da. Bulacağı bir sahil kasabası, belki Tonya olur, belki Vakfıkebir. Yaşlı balıkçının birine rica ederim, beni yanına alır. Açıldım mı denize, günlerce dönmek yok. bir de kayık alırım kendime. Fahişelerin olmadığı bir otelde de oda tutarım. Okuma seferleri düzenlerim denizde. Gecenin ortasında, yıldızların altında kitap okurum. Balıklarla Allah'ı konuşur, dalgalarla şiir yazarım. Belki aşk orada bulur bizi.
Beni de götür abi, ben de geleyim.
Olmaz, gelmeyeceksin. Kaçmak istediklerim arasında sen de varsın. Kurtulmalıyım senden.
Ya o abi, o gelecek mi?
Gelecek tabi. Ekmeğimi denizden, şiirimi ondan çıkaracağım...
Kızılay'a geldik abi.
Geldik gelmesine de, bu Pazar pey seyrek burası. Para kokusu daha yayılmadı mı yoksa? Birazdan damlar hepsi. Bulmacayı çözmüş bıyıklı, ma çıkmış cevabı. Gölün ismi de Aral'mıymış neymiş. Gözü kör olsun. Sevemedim şu Coğrafya lanetini. Kır saçlı adam, arkadaşlarıyla inmiş. Oh be, neydi öyle? Hiç susmayacak sandım. Pazar ekleri de bittiyse iş tamamdır.
Kollarında umutlrıyla dersaneye giden genç kızlar da ne heyecanlıdır ama! Gitsinler, kazansınlar da bizim gibi olsunlar.
Kayda geldiğin günü hatırladın mı abi?
Hatırlamaz mıyım? Kaybolmuştum. Hacı Bayram'da, heykelin altında iki saat beklemiştim. O gün bugün sevmem Ulus'u zaten.
Bizim çiçekçi açık değimli? şurdan iki dal orkide almak vardı ya, kim inecek şimdi! Altmış dört beklemez ki. Hainler, akşam olsa yarım saat bekletirler. Dedik ya, adamı çeşmeye gönderir, susuz getirir bunlar. İncesu'daki yeni sinemaya da gitmedik daha. Salonları büyük olsa bari. Yok abi yok, sinema değdim Akün gibi olmalı. Mübarek saray yavrusu. Köşedeki banka hala yerinde. Ne zaman bu dört yoldan geçsem bankalar gelir aklıma. Bir gece bizimkilerle bursumuzu çekelim dedik, arkadaşlara kıyak yapalım diye Almina'ya götürdük. Bizde öyleydi. Bursu alan ya evde ziyafet çekerdi ya da pastaneye götürürdü. Neyse, pastaları yedik, hesabı ödedik. Az sonra garson çıkıp gelmesin mi? Neymiş, verdiğimiz para sahteymiş, değiştirmemiz mümkün müymüş? Nasıl olur kardeşim, daha az önce bankadan çektik. Bilmem ne ışınlarıyla taranıyor bunlar. İmkanı yok, sahte değildir. Etrafta başka müşteriler de var. Çıkardık verdik, ne yapalım. Tam üç gün cebimde dolaştı para. Bankaya gittik, böyle böyle durumu izah ettik. Sağolsunlar, hiç yardımcı olmadılar. Bir de üstüne diklenmez mi müdür? Bizim paralarımız şurda taranıyor, burada kontrolden geçiyor. Anlaşıldı, adamın niyeti yok. lanetleyip çıktık biz de. Karnımız aç, cepte para var, karın doyurmuyor. Maltepe Pazarı'ndan çorap falan aldık, adam yoldan çevirdi para sahte diye. Tepem attı, doğru Merkez Bankası'na. Orası da dörtte kapanıyormuş. Para yine cepte kaldı. Allah'tan kitapçı bir tanıdık vardı da, durumu anlatınca yardımcı oldu. Meğer paranın rengi, çamaşır suyundan atmış.
Duydun mu abi, Kurtuluş Parkı'nda buz pateni varmış.
Hiç sorma, bizden habersiz ne zaman yapmışlar salonu? Not alalım defterimize, müsait bir Pazar günü de oraya gidelim.
Sen paten kaymayı beceremezsin ki abi?
Olsun, öğreniriz. Yiğit bulanmadan durulmaz aslanım. Bilir gölde batak olduğunu, yine de atar kendini. Bir genç kızın örgülü saçları dağılmıştır içine.
Aşk gibi değil mi abi? O da bulanık bir göldür ama...
Öyledir zahir. Sen de bir garip oldun bu Pazar. Temcit pilavı gibi ikide bir ne bu aşk lafı? Bırak bu tarakları. Bezi kalmadı milletin, işi gücü var artık.
Abi. Cebeci.
Öyle ya, Cebeci. Gözünün yağını yediğim, az ömür tüketmedik burada. İri kıyım herifler, gazino patronları, para basan kadınlar, koca göbekli sarhoşlar. Hin oğlu hindir Cebeci. Bir ayağı çukurda gezdirir insanı. Şehrin perdesidir burası. İstasyondan aşağı indin mi örtü kalkar. Ankara'nın çıplak yüzü düşer önüne.
Abi, gözlerin kapanıyor yine. Az kaldı, d ayan.
Dayanırız korkma. O bir seferdi. Bu Pazar son durakta uyunmak yok. cep delik zaten, yürürüz yoksa bu sıcakta.
Seni anlamak da güç be abi, hem cebinde para olmaz hem de aşk der durursun.
Bana bak, senin canın dokuz köyden kovulmak istiyor galiba. Tevekkeli değil senden kaçışım.
Kalk gidelim abi. Demirlere tutun istersen, sallanıyorsun yine.
Yok yok, iyiyim bugün. Halimizi gören de içmiş zannedecek. Tam bir komediye döndü bizim iş. Şu yaşımıza geldik, bir kez elimize şişe almış değiliz. Değiliz amma, milletin ağzı torba değil ki büzesin. İyi ki yürürken azıcık sendeliyoruz, hemen vurun damgayı sarhoş diye. Şu herife bak, çerçeve arkasından nasıl da gizli gizli süzüyor. Ne var kardeşim, siz karının koynunda yatarken biz memleketi kurtarıyoruz sabaha kadar. Biz sizin için uykusuz kalalım, sonra da sarhoş diye yan gözle bakın iyi mi? Kahretsin, nerdeydi bu düğme? Bu muavin de yeni düştü galiba. Kibar birine de benziyor hani.
Burada mı ineceksiniz beyefendi?
Yok, sayın abim. Ben durakta ineyim.
Tabi beyefendi.
Harbi kibar adammış, bravo doğrusu. Böyle adamlar da yaşarmış şehirde.
Abi, kıvrak Buse'nin resmini kötü çekmişler galiba.
Doğru valla. Ulan godoşlar, bir gün bu kadınlar sizi satacak ya, dur bakalım. Bizim market de erkenden açmış. Somun da sıcacaktır şimdi. Almak lazım, yiye yiye gideriz eve. Alışamadım gitti bu yokuşa, kim çıkar şimdi dört sokak yukarı. Ya Allah, tabana kuvvet.
Abi yakma şunu, çok içiyorsun.
Başka türlü bitmez bu yokuş. Üstüne gitmelisin. Sen misin ciğerime düşman, al işte başka düşmanla aldatıyorum seni. Hem, bu meredi balkonda içmesi kolay. Yokuşta içde tiryakiliğini görelim.
Abi, az kalsın unutyorduk.
Ne unutması yine?
Gelecek değil mi abi?
Bekliyoruz bakalım, elbet bir gün gelecek. Yokuşta acayip bir hava var bu Pazar. Bir şey eksik ama ne?
Ben biliyorum abi, seninki gitmiş.
Sahi, nerde bu? Ben onu görmeden eve girmem arkadaş. Nerdeyse çıksın ortaya.
Cidden yok abi, gezmeye gitmiş olmasın.
Başlıcam bu arabanın sahibine de. Bilmiyor mu Pazar sabahları bizim buradan geçtiğimizi? Hele haftaya gitsin de görelim.bak ne yapıyorum onu.kimse Tosbaha'dan caydıramaz beni, alacağım o yavru kuşu. Trabzon'a da onunla gideceğim.
Dalga geçme abi, Samsun'a varmadan öksürmeye başlar o araba.
Sen öyle san, direksiyona ben geçeyim de gitmesin.hem, öksürse ne olur sanki. Biz de Samsun'da mola veririz. Eşi dostu ziyaret eder, tekrar yola düşeriz. Şu okul bitsin, işleri düzelttik mi hemen basıyorum parayı, alıyorum Tosbaha'yı. Hayata gurbette başladık, yürüyoruz. Kendi köyümde ölmek istiyorum, bir dağ evinde. Artık yerleşik hayata geçmenin vakti geldi. Bizi ancak Tosbaha götürür gideceğimiz yere.
Şair arabası değil mi abi?
Şair arabası. Var mı onun gibi duygulu araba? Ciğerime işleyen kokusu yok mu, baştan çıkarıyor beni. Kulağı çınlasın, Raşit Dayım'ın vardı. Rengini bile unuttum ama o kokusu...
Bizim mahallenin sakinleri hiç gülmez mi kardeşim? Mahkeme duvarı sanki. İnsan selam vermeye korkuyor. Ufaklık yine çıkmış dışarı. Canavar gibi maşallah. Selami, at bakalım topu. Kimseye de vermez ha. Yerim ulan senin tombul yanaklarını. Benim olacaktı bu Selami, iki günde mahalle takımına sokardım onu. Biz de eski futbolcuyuz bugüne bugün. Az koşmadık top peşinde. Anam zavallı, her ay pantolon dizi dikmekten bir hal olurdu. Babam gülerdi anam kızarken. Bu da Mehmet dayısı gibi topçu olarak, derdi. Dayısı da öyleydi, maça gidicem diye kahveyi bırakır kaçardı. Anamı da özlemedim değil. Kaç ay oldu görmeyeli. Bizim de yiğenimiz var ne de olsa. Hele bir büyüsün top oynarı ablamın evinde. Ablam kızacak yine vazoları tutarak.
Sahi, senin ne zaman çocukların olacak abi?
Bilmem, birkaç şiirim var ama o da olur inşallah.
Geldik abi, son yokuş da tamam.
Bakkal Mustafa açık mı ki? Arabaların arkasından seğirtelim. Adam görmesin, kaç milyon borcumuz var, maazallah sorar morar.
Abi dikkat, gazeteci çocuk.
Bir bu eksikti. Bekleyelim biraz, şimdi gider. Kimi görsek alacaklı. Bize kimsenin borcu olmayacak mı hiç? Bana aşk borçlusun dünya, borcunu ver artık.
Gidiyor abi, bizi görmedi.
Söylenmiştir yine. O da haklı kardeşim, üç aydır kapı aşındırıyor. Bu mahalleden kaşınmak gerek aslında ama ne yaparsın seviyorum burayı.
Çocukluğumun mahallesi gibi.
Çakır gözlüyü gördün mü abi?
Merhaba sayın bay kedi. Buyurun sizi misafir edeyim, kahvaltıda konuğum olun diyeceğim ama ciğer diye tutturursun sen. İnsaf et be kedi, kelin ilacı olsa başına sürermiş. Bakla öyle, beni de üzüyorsun. Akşamı bekle akşamı, benden yarım ekmek domates, söz. Aramızda kalsın olur mu, arkadaşlar duymasın domates çaldığımı. Hadi, iyi pazarlar.
Kapıyı bir açabilsek gerisi kolay. Anahtar da girmez ki deliğe. Hah, açıldı. Evde herkes uykuda, bizimkiler yine geç yatmış anlaşılan. Odamıza kavuştuk ya, şükürler olsun.ne olur, üst kattakiler kavga etmesin bugün.
Abi, işte orda sevgilin.
Sevgilim. İnsan yatağına aşık olur mu yahu? Bizimki de çocukluk.
Abi kızacaksın ama...
Kızmam, söyle.
Gelecek değil mi?
Ben sana bu odaya girdik mi sorma demedim mi? Çıldırtmak mı istiyorsun beni?
Abi dur kızma. Niye vuruyorsun abi, hani senin sarhoşluğunun sonu yoktu?
O zaman başka. Onu söyle canımı al.g örüyorsun, bu oda şüphe kaldırmıyor. Şu balkonu açalım da içeri biraz havalansın. İsmet Abi'yi dinlerken tıknefes kalmayalım.
Alem adamsın be abi, gelinceye kadar tüm günahlardan geçtin. Şimdi de tutmuş, İsmet Abi diyorsun.
Kolay mı sandın? İblis kanımızda geziyor. Kirden kalbimizi görmez olduk.
Kasedi takalım da içimiz temizlensin. Yorganın kılıfını da yıkasak hiç fena olmaz. Kirli diye takmıyoruz, yorgan kirlenecek.
Nicedir kavrayamam haller içinde halim.
Nedir bu şamata? Kim bu densiz, şiirin ortasında gürültü yapan?
Komşunun ufaklığıdır abi.
Bari topu duvara vurmasa kerata. Güneş demini almadan başlar oynamaya. Erken kalkacağız, akşama Türkan Şoray'ın filmi var. Hem de Cüneyt abimle.
Sen de ne buluyorsun bu Türkan'da, anlamadım be abi? İşe yaramaz o kadın.
Kes ulan, Türkan ablama laf söyleyeni oyarım. O bizim sultanımız. Onun gibisi var mı Yeşilçam'da? Ne giyse yakışır ablama, gülse de güzeldir, ağlasa da.
Herkesten mi güzel abi?
Kaşınıyorsun gene. Ağzından yel alsın. Görmeyelim bir daha böyle konuştuğunu. Allah onu yaratırken, bizim hanemize bekle diye yazmış. Allah'ın emrine karşı gelecek değiliz ya.
Gelecek diye tutturdun be abi, ne zaman gelecek Allah aşkına?
Ben gittiğim gün o gelecek, biliyorum. Ben bir karış gideceğim, o bir arşın gelecek. Bir yerde buluşuruz herhalde.
Ahdettik, söz verdik. Ben bekleyeceğim, o gelecek.
Abi yat artık, yorundun iyice.
Yatalım ya.
Abi?
Hı?
Bak kim geldi?
Kimmiş?
Sarı Sonbahar abi. Sarı Sonbahar.
"Yalvarırım gitme" dedi delikanlı.
"Gözyaşı" dedi ihtiyar. Terini sildi usulca.
"En temiz güçtür. Gerçeği ağlayabilen asla yok olmaz."
"Yıldızlar" dedi sonra kıvançla,
"Yeniden doğmak için ölürler."