Sen, hayatın sıraya koyup hizaya çekmediklerindendin.

"Sinema şehirli uğraşıdır,  teknik bir iştir, entelektüel olmayı gerektirir." Bunları 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' filmi gösterime girdiğinde, Yeşilçam'ın gedikli yönetmeni Yusuf Kurçenli, Ahmet Uluçay'ın yani bu köydeki adamın filmini tam da bu noktada enteresan bulduğunu ve hayretle karşıladığını dilini zorlaya zorlaya söyleyivermişti.  Bende bu feylesof kılıklı yönetmenin, aynı yıllarda yaptığı dramaturjinin en primitif örneklerinden olan 'Gönderilmemiş Mektupları'nı sinema diye kakalamasını  aynı hayret  duygusuyla karşılamıştım.

Ahmet Uluçay üniversitelere konuk olduğunuzda, aşk kabızlıklarını çekmekten başka söyleyecek sözleri olmayan (hani onu da temelsiz, köksüz söyleyen) yönetmenler kadar ilgi görmediniz. Siyaset Meydanında mikrofon sizin elinizdeyken sözüm ona yönetmen tayfası (kılavuzu karga olanın, burnu cinnetten kurtulmazmış) tarafından öyle gönül indirilmişte dinleniyormuş havalarına maruz kaldınız. O şehirli lümpenlerin, grotesk bir  iştahla sarıldıkları kameralarından başka oyuncakları yoktu. Boş ver gitsindi zaten.  

 

Herkesin hayatı kendine; ama Ahmet Uluçay sen, hayatını  kozmosa dönüştürendin. Sanatçı içindeki çocuğu öldürmemeli, diyordunuz ya o çocuğun neyle beslendiğiyle açığa çıkıyordu; buğday  nerde yetişir, nar nasıl yenilir, deniz görmemiş bir çocuk niye gemi yapmak ister? Çünkü senin ilkokula giderken İnegöl işi ceviz çantanın içine gün doğuyor, ortasından ekvator geçiyor ve masmavi gökyüzünde çantanın güneyden kuzeye göçmen kuşlar uçuyordu. Çünkü sen vizörün arkasındayken bir  elinde közde pişmiş sıcacık patatesini tutuyor, kendini beslemeye devam ediyordun. Çünkü sen,  nohut ve fasulyeden abaküsü olan tüm çocukların hayata duyduğu o katıksız inancı nasıl olmuşsa bir yerlerde sarıp sarmalamış ta bu zamana dek getirmiştin. Çünkü senin doğduğun büyüdüğün yerlerden (Hakan Albayrak'ın kulakları çınlasın)  yük trenleri geçiyordu.




Hayata giremiyorum, uyumsuzluklarım var, demişsin. Sen, hayatın sıraya koyup hizaya çekmediklerindendin. Varlığın nazarımda umuttu. Yoklukları varlık sebebine dönüştüren, koltuk değneklerinden kanat yapandın.  Esaslı bir şey yaparak nakt-i ömrünü tamamladın. Essah bir şeye duyulan imanı tazeledin.

Ahmet Uluçay, bir bayram günü takdir'i ilahiye kavuştun, cenazen toprağa 2009 yılının 2 Aralık tarihinde ikindi namazına müteakip doğup büyüdüğün ve askerlik dışında tüm ömrünü geçirdiğin Kütahya'nın Tavşanlı İlçesinin Tepecik Köyündeki  mezarlığa defnedildiğinde, 'Bozkırda Deniz Kabuğu' filmin yarıda kalmış gam değil. Karpuz kabuğundan gemiler yapmış bir adamın ruhu, tüm bu hay huydan daha bereketli olacak.  'Gımıldak' dediğin sinemanı yaptığında, ne çok gencinde kalbinde gımıldaklar oynattın,  bunu en iyi  sen biliyordun. Belki şuan belki çeyrek asır sonra bu ruh, bir başka ruha çarpacak ve oradan sahici, samimi bir damar bulacak. Ve o damar akacak, akacak...  Bundan iyi hayır hasenat, bundan iyi hayat mı olur!   Ha bir de biz karanlıkta birbirini fenersiz bulan zenci annenin çocuklarıyız illaki buluşacağız, demiştiniz ya o gün bugündür bu söze duyduğumuz imanı hala koruyoruz.

 

 

BİYOGRAFİSİ

Ahmet Uluçay, 1954 yılında Kütahya'da doğdu ve sinemayla 1960 yılında, ilkokul sıralarındayken köye gelen bir seyyar sinemacı sayesinde tanıştı ve daha 12 yaşındayken arkadaşı İsmail Mutlu ile sinema makinesi yapmak için yola koyuldu.

Uluçay, tam 3 yıl uğraştı ve 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' filminde de anlatıldığı gibi bir ahırda köylü halkına film göstermeye başladı.

Köyde tavukçulukla uğraşan arkadaşı İsmail Mutlu ve maden işçisi arkadaşı Şerif Akarsu ile "Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubu"nu oluşturan Uluçay, ilk filmi "Optik Düşler"i (1992) arkadaşlarıyla Almanya'da yaşayan bir gurbetçiden aldıkları VHS kamerayla çekti.

Uluçay, ilk kez 1994 yılında 6. Ankara Uluslararası Film Festivali'ne katılarak "Optik Düşler" ve "Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak" isimli filmleriyle tanındı.

Sinemaya yaşamını adayan Uluçay, yıllarca geçim derdiyle uğraştı, kamyon şoförlüğü, inşaat işçiliği ve tavukçuluk gibi pek çok işte çalıştı.

Çocukluğundan esinlendiği ilk uzun metrajlı filmi "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak"ı çekerken geçimini sağlamak için yem fabrikasında hamallık da yapan Uluçay, bu filmiyle Türkiye'de ve yurtdışında 40'a yakın ödül aldı.

2 çocuk babası olan Uluçay, "Bozkırda Deniz Kabuğu" filminin çekimlerine 2007 yılında başlamış, ancak sağlık sorunları nedeniyle film yarım kalmıştı.

 

FİLMOGRAFİSİ

- Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak 2001- Eylül

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER
- Optik Düşler - 1993
- Bizim Köyün Orta Yeri Sinema - 1995
- Bizim Köyde Bayram Sabahı - 1998

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER
- Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak-  1994
- Minyatür Kozmosta Rüya - 1995
- İnci Denizin Dibinde - 1996
- Epilectic Film - 1998
- Uzun Metrajın Resmi - 1999
- Exorcist - 2000
- Kaza - 2007