Çevresindeki gerçek dostları da Nihat Genç'in her söylediği, her yaptığında "hikmet arama"ktan vazgeçip bazen da olsa onu "terbiye sınırları"na davet edip ikaz etseler iyi olmaz mı?


Eski tüfek Ulusalcı NİHAT GENÇ'İN "MARKALI KÜFÜRNAME"

"OFLİ HOCA" SINIRI AŞTI...


Uzun süredir Nihat Genç'in "OF'Lİ HOCA" kitabıyla ilgili bir eleştiri yazısı yazıp yazmama konusunda tereddüt ettim. Ancak kitabın birkaç baskısından sonra cadde yayınları arasında çıkan resimli/karikatürlü son baskısını gördüğümde hakkında yazı yazmanın artık gerekli olduğunu düşündüm ve bu "markalı küfürname"ye kısa da olsa dikkat çekmek istedim. Nihat Genç, bu yazıyı okur mu okumaz mı bilemem, ancak eğer okursa, celâllenmeden önce "müsekkin" almasını tavsiye ediyorum.

Bu yazının ilk tashih nüshalarını gören bazı dostlarımın "yahu Nihat'ı üzmeyin" tarzında önerileri oldu ancak kitabın son baskısını görenlerin " o kitap baştan sona bir küfürnameden ibaret iken bunu en azından birkaç cümle ile de olsa Nihat Genç kırılacak/alınacak " diye eleştirmemenin haklı bir tarafının olmadığını takdir edeceklerdir..

"Nihat Genç'in markalı küfürnamesi" diyorum çünkü, Nihat Genç sayesinde Of'li Hoca belden aşağıya indirgenmiş durumda. Acaba diyorum, bu kitap şuuraltındaki fanteziler ve saplantıların yeniden (son baskısıyla) suyüzüne çıkışı mı?. (Bir Of deyimi: Küpün içine ne var isa tişina da oni sizdurur.) Hem de ne çıkış. Bu sefer Bahadır Boysal'ın pornografik çizgileriyle kitap zenginleştirilmiş (!) Kitabı okumanıza gerek yok. Göz gezdirin yeter. Tam bir pornografik yayın veya pornografik fotoroman seyrediyorsunuz adeta. Aslında poşetlenip 'muzır neşriyat' olarak gazete bayilerinde satılması gereken bir kitap: Of'li Hoca..

Öyle zannediyorum ki Nihat Genç, cadde yayınlarından çıkan bu son baskıyı gördükten sonra "neye sebep olduğu?"nu idrak edecektir. Çünkü ne yaptığınızdan çok neye sebep olduğunuz daha önemlidir. Ayrıca; işi sadece bu son baskıdaki karikatür/resimlerle sınırlı görüp, "keşke karikatürler olmasaydı da öyle basılsaydı" biçimli yaklaşımlar da muhtevayı aklayamaz. Ortada bir muhtevalı suç var. Bu suçu işleyen yazarın bizzat kendisidir. Karikatürist Bahadır Boysal da okuduğu küfürnameye uygun çizgiler serpiştirmiş kitaba.

Nihat Genç'e sorarsanız "Türk edebiyatında kendi tarzında ilk örnek" olan Of'li Hoca kitabı, bize sorarsanız Of'lu Hoca'yı belden aşağı düzeye indirme bakımından Türk edebiyatının emsalsiz numunelerindendir. Nihat Genç'in diğer kitaplarını bilmem ama bu kitabıyla nasıl bir hedef kitle oluşturmak istediğini doğrusu tahmin etmek zor değil. Orijinal olmak adına (bir arap atasözünde olduğu gibi) zemzem kuyusuna işemekle de meşhur ve orijinal olunuyor.

İnsanın aklına sanki "taammüden" (Bilinçli bir biçimde, önceden tasarlayarak, bile bile, kasten) yazılmış-kurgulanmış bir kitap gibi geliyor. Nihat Genç de bilir ki Of'lu Hocalar'ın her biri birer sembol hüviyetindedir. Bu sembollere belden aşağı savlet etmek de ancak Nihat Genç'e nasip oluyor. Yani Nihat Genç bir mızrak ucu. Kimbilir belki de Nihat Genç Of'li Hoca kitabı ile, Of'un duruşuyla heykelleşmiş, şahsiyet sahibi Hocaları'nı ancak bu tür bir taammüd-tasarlama ile aşağılayabilirim diye düşünüyordu. Veya acaba Of'lu Hocaları bu derece edeaşağılama(!)ya çabalamak, bir zamanların (Kur'an'ın yok edilmek istendiği dönemlerden) intikam almaya çalışmak mıdır? Çok mu haksızlık ediyoruz, ileri gidiyoruz ? Hayır ! Nihat Genç'in epeyce battığı kadar ileri gitmediğimi düşünüyorum.

Nihat Genç Of'li Hoca konusunda Hürriyet Gazetesi'nin 14 Ekim 2001 tarihli ekinde "şecaat arzederken sirkatin" söylüyor. Gazetede "Temel'in pabucu damda. Of'lu Hoca silip süpürüyor" manşetli, alt başlık olarak Nihat Genç'in ağzından "Ben yarattım" denilerek şunlar yazılıyor:

"Yıl 1988. Nihat Genç, bir grup gencin çıkardığı 'Çete' dergisinde 'Ofli Hoca' başlıklı seri hikayeler kaleme alıyor. Hikayeler o denli tutuluyor ki hemen bir yıl sonra ''Ofli Hoca-Şeriatta Ayıp Yoktur'' adıyla kitaplaştırılıyor. Oflu Hoca'nın kısa zamanda çok ünlenip anonimleşmesi yazarını korkutuyor ve çok fazla ''istek'' almasına rağmen Oflu Hoca'yı kitap olarak devam ettirmiyor. Haftalık Leman Dergisi'nde çok ciddi takılmasının nedenlerinden biri olarak gösteriliyor bu Oflu Hoca ürküntüsü. Kitaptan sonra yüzlerce tehdit mektubu ve telefonu almış. Genç, Ofli Hoca'nın yazarı olarak geri çekilme taktiğinde başarılı oldu sayılır. Çünkü kimse onun Ofli Hoca'nın yazarı olduğunu hatırlamıyor."

Eski deyimle "LÂ YÜS'EL" olmanın trajik mi desem, traji-komik mi desem, hali işte budur.

Karadeniz insanındaki mizahî derinliğin bir yansıması olarak; Of'lu Hocalar'daki müthiş İslâmî birikim, derinlikle birlikte bunu mizahî diyalektiğiyle de bütünleştirmelerini tersine çevirme orijinalliği ne yazık ki bir Maçkali Endel'e nasip olmuştur.

Kitabın karikatürsüz önceki baskıları bu yeni baskı kadar gözlere hitap etmiyordu ve ifsad ettiği kitle bu kadar geniş değildi. Ancak cadde yayınlarından çıkan yeni baskısı çizgilerle/karikatürlerle desteklenmiş bir şehevî albüm...

Of'li Hoca tipi, cumhuriyet aydınlarının karikatürize ettiği, aşağıladığı hoca tipinin aynısı: Uzun, çember sakallar, sivri ve eğri bir burun, ağzını gırtlağına kadar açmış, gözleri karşısındaki cinsel obje karşısında faltaşı gibi yuvasından fırlamış bir tip...

Nihat Genç acaba, çaktırmadan/hissettirmeden Of'lu hocaları belden aşağı düzeye indirgeyerek, kitabının yeni baskısıyla pornografik olarak karşımıza çıkarak esas duruşta biryerlere topuk selamı mı veriyor?

Yazıklar mı olsun, eyvahlar mı olsun yoksa Allah şifa mı versin Nihat Genç'e? Ne demeli bilemiyorum.

Aslında Nihat Genç'in kitabına bu kadar yüklenmek gerekir mi? Doğrusu, kitap hakkında yazılı bir eleştiri olması bakımından gerekiyor, diye düşünüyorum.

Nihat Genç'in, ansiklopedik mizahî malûmatfuruşluklarında o kadar ayağı yerden kesiliyor ki; "Of'li hoca kavramını ilk defa ben kamuoyuna duyurdum, Of'li Hoca kavramının telif hakkı bana aittir.." yollu iddiası devam ede dursun, "Of'lu Hoca" kavramının Nihat Genç'ten çok önce de kavramsal ve kitabî olarak kullanıldığını biraz etrafına göz gezdirse görebilirdi. Nihat Genç, Amerikalı Antropoloji Profesörü Michael E. Meeker'in, 2005 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları arasında çıkan İmparatorluktan Gelen Bir Ulus kitabına bir göz atarsa 'Of'lu Hoca'larla ilgili oldukça yoğun, ciddi ve ayrıntılı analizleri görebilir. Bilmeyenler belki "yer" de bilenler biraz zor "yer" bu "hikmetli tesbitleri"..

Amerikalı bir Antropoloğun (kısmî yanlışlıkları olmakla birlikte) oldukça kapsamlı ve mükemmel bir şekilde tarihî süreci ve etkinliği/eylemleri/faaliyetleriyle anlattığı, ortaya koyduğu Of'lu Hoca portresi, ne yazık ki yerli diyebileceğimiz, duyarlılık taşıdığını zannettiğimiz bir "Maçkalı endel" in kaleminde büründüğü portre tam bir rezalettir.

Kitaptaki vaaz üsluplu Of'lu Hoca'nın kurgu-saptırma anlatımlarındaki muhteva saptırması/bozukluğu bir yana, üslûp ve ağız olarak bile Of diyalektiyle asla örtüşmeyen anlatım biçimi de işin garabetlerinden.. Biz üslup ve ağız tarafını küfürname/rezaletnamenin en son iliği kabul ediyoruz.

Doğrusu Nihat Genç Of'li Hoca kitabıyla ne yapmak istemişti? Ne yapmak istiyor? Veya ne yaptı? diye sorduğumuzda, vereceğimiz cevap, (belki biraz ileri gidiyoruz ama)acaba, ifade edilememiş şuuraltı fantezilerini tatmin kompleksinin bir yansıması mıdır?

Of'lu Hoca tiplemesi'nin gerçekte kim olduğu konusunda Heyamola Yayınları'nın çıkarmış olduğu "Temel Kimdir" isimli kitabında, benim yazmış olduğum "Mandan Hoca'dan günümüze Of'li Hoca: İronik şablonun ötesi" adlı uzun makalemde oldukça ayrıntılı bilgiler olduğundan burada bunlara girmiyorum. Sadece Michael Meeker'ın kitabındaki ". Devlet görevlileri 1930'larda, Kemalist reformlara karşı her türlü meydan okumaya daha etkin bir biçimde karşılık vermeye başlamışlardı; din eğitimiyle ilgili yasakları daha katı bir şekilde uyguluyorlardı. Bu koşullarda, Of ilçesindeki hocalar ve talebeler faaliyetlerine muhtemelen bir süre ara vermek zorunda kalmışlardı. 1940'lara gelindiğinde, geleneksel din eğitimi yeraltına inmiş ve burada yeniden yeşermeye başlamıştı. 1950'lerin sonunda, resmi din akademilerinin tekrar açılmasından birkaç yıl önce, Of'taki medreseler bu alandaki talebi karşılayan başlıca kurumlardan biri haline gelmişti." cümleleri yeterli..

Michael Meeker'in Atlantik ötesinden gördüğü ve önemle vurgu yaptığı fakat Nihat Genç'in Maçka-Ankara-Of üçgeninde göremediği, veya tersine çevirerek gördüğü Of'lu Hocaların, Kur'an'ın ve İslâmî eğitimin 1940'lı yıllarda devlet dipçiğiyle yasaklanması uygulamalarına karşı direnişleri kitaplık çapta gerçeklerdir.

Nihat Genç'in son sığındığı limanda kendisine yer bulabilmenin şartı Of'li Hoca'nın yeniden yayınlanması olmasın sakın?

Nihat Genç'in Of'li Hoca'sının ağzındaki şu cümlelere bir bakın:

"... Bu Müslüman kardeşimize bir gün zevceleri demiş ki, 'hacan çaluşan benim, eve parayi geturen benum, o işte de üste ben çıkacağum..."

"...Gelelum livata meselesune. Dinle cemaat dinle, işune gelmeyen çikar gider. Adamin biri sorayi, hoca efendu başumdan bir cahilluk geçmiştur, bunun tövbesi var midur?.... dürziye bak, dürziye....bu zikkimi yerken utanmadin da şimdi mi utaniysin, açikla bakalim, bir defa midur, alişkanluk mudur, nedur?..."

"... İşte bu utanmaz kadunun finduklukta marabalariyla başundan bir iş geçmiştur, iş ki ne iş, alamet bunlar iyi dinle Müsliman.... Bu marabadan olmuş mi bir uşak, kocasi da sanayki bu uşak benum uşak..."

"Kadun kimsi lezuz yaratuktur, nefsum çekti oldi bir uşak..."

"... Ula bir Allah'ın akillisi sen misun? Kizdirma benu, sağa sola kaçma uşuğum, kaçma, ananin ......, tövbe estağfurullah, habu mübarek gün, ananin donina girsen da kilacasun habu namazi...."

"... Ben laflari Tirabzonsiporli Hami gibi çakayrum ama, laflar da sizin götünüzden geri döniy..."

"... Hocam, benim gizim kazanmuştur Orman mühendisliğini... Orman mühendisliğinin dinimizde yeri var midur? Ofli hoca: Valla, mühendisliğine karuşmam, lakün, ormanda ne bok yer bilemem.."

"..Ofli hoca: Anladum senun derdunu. Ben de bir defasunda asansörde bir kadunla halvet kaldım...."

"..Uslu durun kadunlar, sira size de gelecek, konudan konuya atlayrum, size de atlayacağum..."

"Ula sen ibne musun, erkek gardaşlarini mi aldun, garuyu mi aldun?"

"Aldum elinden dergüyi, başladum sayfalarini birer birer çevürmeye. Yapma Ofli açma o sayfayu, orada bir sari orospi vardir, dedü. Bir sayfa daha açtum, yapma Ofli açma o sayfayu, orada bir esmer orospi vardur. Bir sayfa daha çevürecüm ki açma o sayfayi Ofli, orada da arabanin üstüne uzanmiş bir kumral orospi vardir..."

İfrazatlar devam ediyor..

Yoruma gerek var mı?

Evet, kitabın içerisindeki tüm kurgu anlatımlar bu ve benzeri pornografik cümlelerle dolu.

Kitaptaki bazı fıkra-vaaz türü anlatımlara konu olan olaylar da ondan-bundan dinlenerek, deforme edilip yazılmış. Örneğin (pornografik öge ve çağrışım içermeyen belki de tek bölüm) Kurban'a ilişkin fıkra, bizzat benim canlı şahit olarak yaşadığım ve Ankara'da Vadi Yayınevi sahibi Ercan Şen'e anlattığım olayın Nihat Genç üslubuyla Of'li Hoca'ya maledilmiş şeklidir.

İşte olayın orijinali:

Muhammet Atmaca 2004 yılında memleketi Tonya'da bulunduğu sırada kahvehanede Bekir Uzun ve birkaç kişi ile sohbet etmektedir. Konu Kurban meselesine gelir. Bekir Uzun şöyle der: "Şimdi kurban keseyiler meselâ, Hz. İbrahim'a Allah demiş ki: Uşağı kurban edecesın. Bağa diyecekki kesecesın uşaği ula oyle şey mi olur? gireruk birbirine, doğuşurum onilan, atarım oğa"

Olayın/sohbetin/anlatımın ne Oflu ile ilgisi var, ne de Hoca'larla.. Of ağzıyla: sadece yakişturma..

Nihat Genç, tüm kitaplarının savunmasını yapabilir, savunmasında haklı da olabilir amaaaa Of'li Hoca kitabını nasıl savunmaya kalkacak bilemiyorum. Haaaa, savunma ihtiyacı duymayabilir. Savunmadan müstağni olabilir. Ancak Of'lu Hocalara (güya espri üslubuyla) yaptığı bühtan, hakaret, aşağılama,vs.vs. nın cevabını ve hesabını verebilecek midir?

Nihat Genç de bilir ki: "Hayırlı bir çığır açarsanız sizden sonraki tüm hayırlardan pay sahibisiniz. Şer bir çığır açtığınızda da sizden sonraki tüm şerlerden de pay sahibisiniz." Benim, Of'li Hoca kitabıyla Nihat Genç'in (kendisi adına esefle, üzülerek söylüyorum ki) şer bir çığır açtığından şüphem yok. Kitap ve yankıları ortada. Sanal alem (Internet)'de ışık hızıyla dolaşıyor Nihat Genç'in Of'li hocası...

Of'li hoca üslubuyla soralım Nihat Genç'e: "Gene da töğbesi vardur bu işun" Tabii yaptığı işin vehametinin farkında ise ve de tövbe-istiğfar edip nâdim olursa...

Benimkisi tavsiye...

Bana kalırsa Nihat Genç, bu yazıyı hiç dikkate almasın, okumamış olsun. Çünkü yeni savunma refleksleri geliştirebilir. Ben de ona böyle bir savunma refleksi imkanı vermiş olduğum için ayrıca muazzep olurum.

Başta Mehmed Akif'in Safahat'ındaki Mandan Hoca/Holo olmak üzere, Hacı Ferşat Efendi/Holaisa, Mehmed Emin Efendi/Of, Hasan Rami Efendi/Hopşera ve Mehmet Bahaeddin Efendi / Mimilos, Mustafa Tevfik Efendi / Kondu, Hüseyin Sabri Efendi / Şinek, Hafız Fehmi Efendi / Paçan, Süleyman Sırrı Efendi/Mimilos, Hasan Efendi / Hopşera-yı Ulya, Mehmet Kamil Efendi / Holaisa, Hüseyin Hüsnü Efendi / Hopşera-yı Ulya, İsmail Hakkı Efendi / Paçan-Mimilos, Numan Vehbi Efendi / Zeleka, Mehmet Şerif Efendi / Hopşera-yı Ulya, Mustafa Zühtü Efendi / Hopşera-yı Süfla, Mahmut Kamil Efendi / Paçan. Kakoşim Efendi / Paçan, Hacı Osman Efendi, Veliefendizâde / Hopşera, Hacı Dursun Efendi / Çalek, Yusuf Şevki Efendi / Kondu, Süleyman Efendi / Fotinos, Mahmut Efendi / Miço, Ahmet Ziyaeddin Efendi (Hacı Ferşat Ef. Torunu) / Holaisa, Yusuf Efendi ve kardeşi Hasan Efendi, Hanecizade / Hopşera, Mehmet Şerif Efendi / Hopşera, Bekir Efendi / Şerah, Abdurrahman Efendi / Zeno, Gargar Müslim Efendi / Kadahor, Sırım Muhammet Efendi / Holaisa, İlyas Efendi / Paçan, Müslim Efendi / Şur, Kabro Hasan Efendi / Holo, Cafer Zihni Efendi / Hopşera, Süleyman Efendi, Çıkrıkzâde / Kondu, İdris Efendi / Paçan, Fetin Efendi / Şur.

Ve daha bu isimler gibi Of'un birçok meşhur hoca/alimlerinin ruhunu muazzep ettiğinin farkında mıdır Nihat Genç?

Nihat Genç'e doğrudan seslenelim: Nihat Genç ! o velûd kalemini ve sesini haboyle menhiyat ve seyyiatlarda kullanma. Yazuktur! Gel pişman ol, Of'li Hoca üslubuyla "pen ettum, siz etmayun! Yaptuk pi çahilluk, çirpilerden çiktuk. Benum yazduklarım galiz küfürler idi ama kitabun son baskısına eklenen karikatür-resimler da çok berbat..." desen iş bitecek!

Hulus-i kalp içerisinde tövbe-i nasuh ile adamakıllı bir tövbe ve istiğfar ancak kurtarır Nihat Genç'i.

Ne diyelim? Nedamet göstermez ise yapacak bir şey yok. Sadece Cenab-ı Hakk'ın Şafii ismiyle tecellisi gerekir. Yani "Allah şifa versin" demek düşüyor bize..

Çevresindeki gerçek dostları da Nihat Genç'in her söylediği, her yaptığında "hikmet arama"ktan vazgeçip bazen da olsa onu "terbiye sınırları"na davet edip ikaz etseler iyi olmaz mı? Nerede duracağı belli olmayan, bir denizaltı gibi nereden çıkacağı da müphem böyle "genç"lere itibar edenlerin de kendilerini iyce yoklamalarını tavsiye ederim.

Eeeee, ölçümüz neydi: Şöhret âfettir. Başka âfetlere yakalanmadan tez zamanda nedamet, nedamet...

"Ancak tahsil ile olur bu kadar cehalet" bile diyemiyorum. Çünkü ortada, Of'li Hoca'lara yönelik cehaleti aşmış bir "cinayet" var.

Hatırıma Cemil Meriç'in Yaşar Kemal'in Demirciler Çarşısı Cinayeti romanı ile ilgili yazdıkları geldi. Kırk Ambar kitabında şöyle diyor Cemil Meriç:

"Demirciler çarşısı cinayeti , gerçek bir cinayet .. şuura , idrake , zevke , türk diline karşı işlenmiş .... Yaşar Kemal, haddini bildiği zaman bir ümmi-i âriftir. Bir köy odasında tatlı tatlı Hazreti Ali cenkleri anlatabilir, kasaba kahvesinde saz çalmak da gelir elinden. Coşkun bir muhayyile, ayıklanmamış bir dil, tam bir "halk ozanı". Bu zeki Anadolu çocuğunu, azgın bir graphoman yapan, mesuliyetsiz tenkitçilerle reklam sınıfı.."

Aynen Cemil Meriç'in söylediklerini biraz değiştirerek biz de diyoruz ki: "Of'li Hoca gerçek bir cinayet... Karadeniz zevkine, Karadeniz diline, Karadeniz şuuruna karşı işlenmiş bir cinayet... Nihat Genç haddini bildiği zaman bir ümmi-i ârif olabilir. Ankara'da Vadi Kitabevi'nde ilköğretim öğrencilerine(!) tatlı tatlı Dünyayı ve Türkiye'yi kurtarma cenkleri anlatabilir... Bu zeki Karadeniz çocuğunu azgın bir graphoman yapan onu hayran hayran dinleyenler(!) "

Son olarak, "Nihat genç niye böyle yaptı?" sorusuna (el emru fevkal edeb ölçüsüne sığınarak, ve okuyuculardan özür dileyerek) Nihat Genç'in Of'li Hocasından cevap vererek bitirelim:

"Valla uşaklar, buradayken iyi adamdı, lakün, yukarda ne b..k yedi ben nereden bileyim.."