"Özür dilerim. Size bir şey sorabilir miyim?

Hayat neden bu kadar zalim?

İnsanlar! İnsanlar neden bu kadar zalim? Yaşamak neden bu kadar zor ve neden bu kadar güzel? Ve vazgeçilmez? Peki, insanların birbirini anlamamak için bu büyük çabası neden?


Karım!

Karım bana çok kızıyor. Ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. İstediği gibi bir adam olamadığım için.

 

Çocuklarım!

Çocuklarım da bana çok kızıyor. Onlara bilgisayar, elbise, ayakkabı alamadığım için.

 

Patronum.

Patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu günün her saatinde bana hatırlatıyor. O da bana çok kızıyor. Çünkü ona çok para kazandıramadığım için.

 

Dostlarım, akrabalarım, arkadaşlarım! Beni adam yerine bile koymuyorlar. Onlar da bana kızıyor. Onların istediği gibi bir adam olmadığım için. Onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç veremediğim için. Onlara ayak bağı olduğum için. Onların eğlendiği gibi eğlenemediğim için.

 

Devlet!

Devlet de bana kızıyor. Daha çok vergi veremediğim için. Arada bir "Ne oluyor?" diye sorduğum için. Yanlış partiye oy verdiğim için.

 

Biliyor musun? Her tarafım kanıyor. Acılar içindeyim. Düşünüyorum, onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum ama beceremiyorum.

 

Dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma, "Üzgünüm" diyorum, "Sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için özür dilerim" diyorum, duymuyorlar. Acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi anlatıyorum, dinlemiyorlar.

 

Ben... Ben, "bana yardım edin" diyorum, kaçıyorlar. "Gelin biraz konuşalım" diyorum, masayı terk ediyorlar. "Ölüyorum ben" diyorum, "Ne zaman öleceksin" diye soruyorlar.

 

Lütfen bana söyler misin? Ne oldu? Bize ne oldu? Eskiden böyle değildi. Şimdi ne oldu? Neden insanların artık birtakım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanları yok? Neden bu kadar hızla koşuyorlar? Neden bir an bile olsun durup, hayatın, insanın, evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar? Ben acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar? Benim bütün bu düşlerim, arzularım, hayata dair imdat çığlığım onlara neden sahte geliyor? Sahici gelmiyor, samimim gelmiyor, neden? Neden? Neden, söyle bana. Neden? Ne olur bana yardım et. Yardım et bana. Lütfen... Lütfen...

 

Neden beni bu halimle kabul edip, aralarına almıyorlar? Neden beni sevmeleri için inanmadığım halde sürekli onların ilgisini çekip onlarla konuşmak zorundayım? Neden onların arasında bencil olmak zorundayım? Neden varolabilmek için rekabet etmek zorundayım?

 

Lütfen... Lütfen bana yardım et. Bana hayatta yaşamın sırrını söyle. Bak, biliyorsan o yolu, bana göster, lütfen. Çünkü ben artık yalnız yaşamak istemiyorum. Bana hayatta yaşayabilmem için güç ver. Neden ben hayatta yaşamayı beceremiyorum, lütfen bana yardım et.

 

Özür dilerim, inanın özür dilerim. Beni bağışlayın. Kendi derdimle sizi üzdüm. Özür dilerim... Özür dilerim... Özür dilerim..."  

 

Dedi ve kapıdan çıktı gitti. Onu bir sonraki günün sabahı gördük. Kendini pencere demirlerine asmıştı. Göğsünde "Özür dilerim" yazılı bir karton parçası asılıydı.

 

Söyleyecek söz bulamıyorum. Teşekkürler Cemal ŞAN. İyi ki varsın sinema.