Şehrin bir başka nimetinden bahsederek devam edelim: İnternet. Yeryüzünde nefsin en özgür olduğu alan. Tamamen sanal bir âlemde, tanımadığınız insanlarla nefsinizin istediği her türlü eğlenceye dalmanız mümkün, hem de kimse sizi görmeden. Evinizin bir köşesinde, bilgisayar aşında, tüm dünya ile başbaşasınız. O kadar çok günah teklifi vardır ki, hangi birine karşı koyasınız! Ah, en çok da dindarların hali komiktir. Ucundan, köşesinden bulaştıkları günahlarla, o hep şikayet edilen internet bağımlısı kuşaktan olmadıklarını düşünüp "Ben o insanlardan değilim" tesellisiyle otururlar internet başına. Onların durumu daha da fenadır. Canları ister ama ölüm korkusu engel olmaya çalışır onlara. Aslında internet en çok onlar için faydalıdır. Zira işledikleri cürümlerin şahidinin olmayışı onlara pek bir rahatlatır.
Din, "İşlediğiniz günahlara şahit tutmayın" der, "Allah affedebilir, ama gören, bilen kişi aleyhinizde şahitlik yapacaktır." İşte internet için en büyük mazeret. Herkesten daha fazla bastırılmış duyguları olan, popüler kültürün Freud'u arkasına alarak "bırak ortaya çıksın" dediği içgüdülerini bastırmaktan ruhu aman vermez bir kargaşa yaşayan ve modern hayatın nimetlerini "medeniyetini al, ahlakı kalsın" düsturu ya da, "bıçak" sembolüyle karşılayan dindarların durumu daha da acıklıdır. Ne de olsa İslam şehir dinidir. Köyü mesken tutmak aklı mezara koymaktır. Dağdaki çobanla şehirdeki kunduracının destansı hikâyesi dolaşır dillerinde. Tabi ki şehirde yaşayarak daha büyük bir iş yapılmaktadır. Esas cihad da budur zaten. Bütün dünya, teknolojinin bir hayat şeklini beraberinde getirdiğini görmüşse de, insan özgürlüğünün facebook, youtube, twitter gibi sosyal medya ile iyiden iyiye kıskaç altına alınıp alınmadığını sorgulamaktaysa da dindarlar halen direnmektedir. İnternette dolaşan ölüm mesajları içeren slaytlar, kardeşlik, anne baba hakları, peygamber sevgisi, komşuluk, Allah inancı gibi konuları işleyen sinevizyon gösterileri rahatlatır şehrin dindarlarını. Bir ölüm vakası olduğunda GSM veya MSN yoluyla tüm sevenlerine duyuruyor olabilmek ne büyük saadet! Yine de kafası karışıktır. Neden? Facebook'un haram olduğunu düşünse başta dindaşları olmak üzere bütün şehri karşısına alacaktır, faydalı bir şey olduğunu düşünse, facebooktan gelen teklifleri nereye koyacaktır? Günah kadar, günaha yaklaşan yolları da yasaklar din. Ne yapsın şimdi bizim dindarımız? Hele youtube, blogspot, twitter gibi sosyal içerikli sitelerin ne kadar faydalı olduğunu dünden kabullenmiştir. Ne de olsa İslam şehir dinidir.
Geçmiş olsun.